Aikido Çalışmak | Aikido Teknikleri, Aikido Dojoları

Aikido Çalışmak


Aikido Felsefesi, Aikido ÇalışmakSavaÅŸ sanatları genel olarak, “dışsal” ve “içsel” olarak iki grupta deÄŸerlendirilmektedir. “Dışsal” diye nitelenen savaÅŸ sanatlarında hareketler daha çok kas gücüne baÄŸlıdır. Bu gruptaki dallarda baÅŸarılı olabilmek, rakipten daha güçlü olmaya, daha hızlı hareket edebilmeye baÄŸlıdır. Teknik tabii çok önemlidir ancak, hız ve güç de bir o kadar önemlidir. Oysa “içsel” savaÅŸ sanatlarında kullanılan güç kaslardan deÄŸil bedenin merkezinden, içten gelir. Ağırlık çalışmaları ile elde edilen kas gücü ile içsel-güç arasında hiçbir iliÅŸki yoktur. Aikido, az sayıdaki içsel savaÅŸ sanatlarından biridir. Aiki yolu ise bize yenilmezliÄŸi öğreten yoldur. “Yenilmezlik” kavramı, yenmek ve yenilmekle hiçbir ilgisi olmayan farklı bir kavramdır. Aiki yolunda rakibi yenmeye çalışmak söz konusu deÄŸildir. Yapılması gereken ÅŸey uyum saÄŸlamaktır. YenilmezliÄŸi saÄŸlayan güç bu uyumdan gelir. Aslında bu iki yaklaşım, yaÅŸamın bize sunduÄŸu iki temel alternatif yoldur. Ya kendimizi duruma, koÅŸullara uyumlarız (Aiki), veya durumu kendimize göre deÄŸiÅŸtirmeye çalışırız (çeÅŸitli dışsal savaÅŸ sanatları). Hangi yoldan gideceÄŸimiz bizim özgür seçimimize kalmıştır. Kendimizi ortama uyumladığımızda (Aiki), sonsuz ve gerçek özgürlüğe ulaşırız. Ancak bu uyum, çok dakik ve her an deÄŸiÅŸebilir bir zamanlama ve yer alma disiplini gerektirir. KoÅŸulları kendimize uydurmaya çalıştığımızda ortaya çıkan ÅŸey özgürlük deÄŸil, düzensizlik”, ya da “başıboÅŸluk” tur. Çatışmalar oluÅŸur, bazen bir taraf, bazen her iki taraf birden incinir ya da zarar görür. Pek çok kimse istediÄŸi yerde ve istediÄŸi zaman canının istediÄŸini yapabilmeyi özgürlük sanır. Aynı zamanda bu kiÅŸiler gerçek özgürlük diye bir ÅŸey olmadığını ve olamayacağını savunurlar. Bu doÄŸrudur, ama sadece kendileri için. Onlar hiçbir zaman gerçek özgürlüğü yaÅŸayamazlar. Onların özgürlüğü kendi güçlerini aÅŸan bir durum’ ortaya çıkana kadar sürer. Ama Aiki yolunu izleyenler, kendi güçlerini aÅŸan bir durumla karşılaşınca durmak zorunda kalmazlar. Tersine, kendi güçlerini de o güce katarak bir anlamda o gücü ödünç alarak daha da güçlenirler ve bu güçle durumu kontrol altına alırlar. Bu sınırsız bir özgürlüktür, gerçek özgürlüktür. Böylece kazanılan bir özgürlüğün yarattığı açılımla insan, var olan her tür toplumsal kültürel ve fiziksel sınırlarını zorlama ve bu sınırlan geniÅŸletme olanaklarını elde eder.

Gerçek budo, uzlaşmacı bir ruhla herkesi ve her şeyi sevgi ile korumaktır. Uzlaşma, herkesin görevini tamamlamasına izin vermek demektir. (Morihei UESHIBA)

Aikido çalışmalarında ciddi miktarlarda tekrar edilerek çalışılar. Teknikler aslında bizi, bizzat kendi kontrolü altına almaya çalışan güce, yani daha geniÅŸ bir anlamla, yaÅŸama uyumlamayı saÄŸlar. Bu uyum önce tekniklerimizde ve çalışma arkadaÅŸlarımızla aramızda oluÅŸur (tıpkı yürümek, konuÅŸmak, telefon etmek, araba kullanmak gibi doÄŸallaÅŸtıkça basitleÅŸir), sonra yaÅŸamla ve doÄŸayla uyuma dönüşür, iÅŸte bu aÅŸama gerçek sevginin hissedildiÄŸi aÅŸamadır. Bu durumu, bir müzisyenin enstrümanını, onu severek hatta saygı duyarak, nazikçe ama hakkını vererek çalması ile örnekleyebiliriz. Sonuç; detone olmayan sesler, enstrümanı ile bütünleÅŸmiÅŸ parmaklar ve güzel bir yorum. İşte bu “Aiki”dir. Bizim de yaptığımız, bu büyük gücü yani evrensel enerjiyi hissetmeyi ve yönlendirmeyi saÄŸlamaktır. Aikido, bir savaÅŸ sanatı olmasının yanında, bir yaÅŸam biçimi ve bir meditasyon yöntemidir. Aikido çalışan kimse hem dojoda (çalışma yapılan salon), hem de gerçek bir savunma durumunda, yüksek düzeyli bir bilinç halinde olmalıdır. (Bu, aynı zamanda bir meditasyon durumudur, çünkü Zen anlayışında meditasyon bir transa geçmek durumu deÄŸil, bilakis farkında olma durumudur. ) Zen bizlere YaÅŸamın sadece bu anında yaÅŸanması gerektiÄŸini öğretir. Bu anda yaÅŸayarak hem çevreyle hem de kendimizle tam olarak baÄŸlantıya gireriz, böylece gücümüzü de boÅŸa harcamamış oluruz. Bir fırtınanın yalnızca merkezinde bulunan sükûnete sahip olarak, etrafı: uçuÅŸan tekmeler, sopalar, yumruklar arasından su gibi kayıp gitmelidir. Bu durum, doÄŸal olarak oluÅŸmalı, yani zorlanmadan ve keçiliÄŸinden olmalıdır. SavaÅŸ sanatlarının genel sloganı; “düşünme yap “tır. Bu bir Aikidocu için, olmazsa olmaz kuralıdır ama belki belirtmek gerekir ki, uygulaması da hiç kolay deÄŸildir ve belli bir ustalık seviyesi gerektirir. Düşünme-yap kavramını refleks ile karıştırmamak gerekir. Refleks belirli etkilere karşı yapılan belirli tepkilerdi Bir savaÅŸ sanatında ise belirli etkiler yoktur hatta ustalık seviyesine: her ÅŸey belirsizdir. Fizik bilimcisi R. Feynman diyor ki; ‘Tüm bilimsel bilginin şüphe ve kesinsizlikle ilgili deneyiminin çok büyük bir deÄŸer taşıdığına ve bilimin ötesinde de geniÅŸletilmesi gerektiÄŸimi inanıyorum. Daha önce çözülmemiÅŸ bir problemi çözmek için, kapıyı bilinmeyene aralık bırakmak zorundasınız. Tam olarak doÄŸru biçimde kestiremediÄŸiniz olasılığa fırsat vermek zorundasınız. Aksı takdirde, eÄŸer zihninizi önceden hazırlarsanız, problemi çözemeye-bilirsiniz. ” Unutulmamalıdır ki; öfke, korku, kin gibi hisler, zihnin sakinliÄŸini engeller, hareketlerin kendiliÄŸindenliÄŸini bozar. Sakin, kendiliÄŸindenci ve anlık tutum için hep kırkayak örneÄŸini veririm: “Kırk tane ayağıyla sorunsuz yürüyen kırkayaÄŸa sormuÅŸlar: Önce hangi ayağını atıyorsun? Hayvan yürüyememiÅŸ…” Aikidocu, aynı zamanda su gibi olmalıdır. Su, bilindiÄŸi gibi, direnmez, akar gider. Nereyi boÅŸ bulursa oradan akar, önüne bir engel geldiÄŸinde onunla savaÅŸmaz yanından döner ve akmaya devam eder. Bir yere dolarsa, dolduÄŸu ortamın ÅŸeklini alır, onunla bütünleÅŸir, dolma devam ederse veya bir delik bulursa gene akmaya devam eder. Yani doÄŸayla, içinde bulunduÄŸu durumla ve dolayısıyla kendisiyle uyum içindedir. Teknikler aynen böyle uyumlu ve deÄŸiÅŸkendir. Teknikler, temel olarak belirlidir: ancak koÅŸullara göre hep deÄŸiÅŸir ve geliÅŸir. Aikido’nun amacı ve tekniklerdeki özgürlüğün anlamını, O’sensei Ueshiba’nın öğrencilerinden Shihan Mitsugi Saotome, bir Hombu Dojo anısında şöyle anlatmaktadır:
“Yıllar önce Hombu Dojo’da bir ders veriyordum, çalışılan teknik “kokyu ho” idi. Bazı Yu-dansha’ya (siyah kuÅŸak sahipleri) tekniÄŸin çeÅŸitli geliÅŸtirilmiÅŸ ÅŸekillerini anlatırken minderin bir köşesinde iki beyaz kuÅŸak sahibi öğrencinin omuzlarını yükseltmiÅŸ ve kollarım kasmış bir ÅŸekilde birbirleri ile mücadele ettiklerinin farkında deÄŸildim. Sesini duyana kadar, O’Sensei’nin dersi izlemek üzere Dojo’ya geldiÄŸini de fark etmemiÅŸtim. Güçlü sesiyle “Bu dersi kim öğretiyor!” diye gürledi. Beni gördü ve ÅŸaşırmış beyaz kuÅŸakları iÅŸaret ederek “Saotome, Aikido’nun esaslarını yok ediyorsun! Ben bir eÄŸitim sistemi geliÅŸtiriyorum! Aikido eÄŸitimi bir süreçtir. Sen Aikido’nun anlamını yok ediyorsun!” dedi. Bu eÄŸitim süreci, temel tekniÄŸin (kihon waza) incelenmesi ve geliÅŸtirilmesidir. Kihon waza Aikido eÄŸitiminin temelidir. Aikido felsefesinin, aynı esası dile getiren deÄŸiÅŸik temel hareketler içinde, yoÄŸunlaÅŸtırılmış halidir. ÇoÄŸu kez insanlar Aikido çalışırlar, ancak Aikido Öğrenmemektedirler. ikkyo, Shihonage ya da İriminage çalışırlar ve “ikkyo yapabilmenin doÄŸru yolu budur, Shihonage’nin doÄŸru olanı budur.” diye düşünürler. Bunlar saçmalıktır. Teknikleri incelemek üzere birbirlerinden ayırmak yerine, onların ortak yönlerini, temel uygulamalarını ve felsefi sonuçlarını incelemeliyiz. Mükemmel ikkyo yoktur; anında ve mevcut durum ile uyum içinde uygulanan ikkyo vardır. Öğrenciler genellikle öğretmenin ÅŸekillerini aynen ve hassasiyetle benimsemeye çalışırlar, ancak öğretmen için de Ikkyo her seferinde farklıdır. Hassas ÅŸekil tekrarlanamaz. Her durumda gücün açısı ve yönü farklıdır yeriniz her zaman aynı deÄŸildir, vücut ÅŸekli ve kas yapısı kiÅŸiden kiÅŸiye farklılık gösterir, algılama ve zamanlama deÄŸiÅŸir. Uygulama da bunlara göre deÄŸiÅŸmelidir. Teknik, bir saniye içinde ÅŸeklin yaratılmasıdır. Hiçbir zaman aynı saniye ve aynı ÅŸekil yoktur, sadece temeller aynıdır.
DeÄŸiÅŸik insan toplulukları O’Sensei’yi izlemek için dojoya gelirlerdi. O’Sensei her seferinde iriminage uyguluyor olabilirdi; ancak vurgulama ve yaklaşımı, izleyenlerin ilgi alanlarına göre farklılıklar gösterirdi. Bir dansçıya, hareketin gücünün asaletini ve güzelliÄŸini aktarırdı. Bir budaka (savaÅŸ sanatları çalışan kiÅŸiler), keskin kudrete ve askeri uygulamaya ÅŸahit olurdu. Sanatçılara, yaratıcılığın gücünü ve eÄŸitimin sonucu olan sanatkâr bilinci örneklerdi. Aikido’nun esası anlık olması ve deÄŸiÅŸkenliÄŸidir.
OSensei’nin öğretisi günden güne ve yıldan yıla deÄŸiÅŸti. Hayat tecrübesi, günlük eÄŸitim ve geçen zaman bilgisini geniÅŸletti. Teknikleri, on yıl önce ve sonra öğretirken aynı görünüyordu, aslında tamamen farklı idi. Ruhu farklılaÅŸmış, anlayışı ve felsefesi olgunlaÅŸmıştı. O’nun için eÄŸitim, günlük yaÅŸamdı. Bütün hayatını, kudretini, tecrübesini, görüşünü, dualarını ve umudunu eÄŸitimine vermiÅŸti, geliÅŸmesi hiç durmadı. Åžekil ile ilgilenenler, içindeki geliÅŸmeyi ve deÄŸiÅŸiklikleri göremediler. Öğrenciler, öğretmenin öğretisini yorumlayabilmek için gözlerini geliÅŸtirmelidirler. Åžeklin ötesini, yani kalbi görebilmelidirler. Ki-hon VVaza’yı anlayabilmenin kolay yolu yoktur; gerçeÄŸi kendiniz, kendiniz için keÅŸfetmeksiniz. Bütün UzakdoÄŸu savaÅŸ sanatlarında olduÄŸu gibi Aikido’da da antrenman Öncesi ısınma (kültür-fizik) hareketleri, sonra da temposu gittikçe artan hareketli bir çalışma söz konusudur. Bir saatlik antrenman esnasında çalışmayan tek bir kas ya da mafsalınız kalmaz. Bedeninizi ve gücünüzü tanıyıp, onları dengenizle birlikte kullanmanın en iyi ve pratik yollarını öğrenmiÅŸ olursunuz. Hem kendinizi hem hasmınızı kontrol etmeyi öğrenirsiniz. Aikido’da tüm teknikler kesinlikle biter, ya kilit altına alırsınız ya da fırlatır atarsınız. Kontrol yüzde yüz sizdedir. TekniÄŸi öğrenirken genellikle detaylara boÄŸuluruz ancak yaparken detaylar bütünleÅŸir ve tek bir teknik olur. Nitelik, niceliÄŸin önüne geçer. Hayvanlar âleminde kim daha çok çocuk doÄŸurabilir tartışması baÅŸlamıştır. Hep birlikte diÅŸi aslana danışmaya karar verirler. “Sen kaç çocuk doÄŸurabiliyorsun?” diye sorarlar. “Bir” diye yanıtlar diÅŸi aslan, “fakat ben aslan doÄŸururum. ” Mükemmel bir tekniÄŸi yaptıktan sonra içinizde hoÅŸ bir duygu, damağınızda kalan bir tür tat oluÅŸur. Bu “Zanshin” (devam eden ruh) olarak adlandırılır, yani tekniÄŸin ardından gelen sessizlik ve eylemsizlik hali. Zanshin, durumun devamını da kapsar çünkü bu huzur, saldırının devamına da hazırlıklı olmayı birlikte getirir. O an öylece duruyor ve bir ÅŸey yapmıyor olsanız da, en yüksek verimle tekrar harekete geçebilecek durumda olursunuz. Özellikle Jiyu-Wa-za (serbest teknik) çalışmalarında, sizin her tekniÄŸinizden sonra Uke’niz tekrar saldırıya geçtiÄŸinden, Zanshin’i tekrar tekrar yaÅŸamanız mümkündür. DiÄŸer tüm savaÅŸ sanatları ve tüm spor dallarından farklı olarak Aikido’da ilerleme, karşılıklı olmaktadır. Uke’nizle ne denli uyuma girerseniz, teknikleriniz o denli geliÅŸir. Çalışma arkadaÅŸlarınız ve hocanızla ne kadar çok konuÅŸur ve tartışırsanız, yaÅŸama bakışınız yani dünya görüşünüz o denli geniÅŸler, tekniklerden alacağınız fayda da böylece artar. Sonuç olarak Aikido’da ilerleme hem teknik hem de ruhani olarak, tamamen karşılıklıdır. DiÄŸerinin ÅŸu ya da bu özelliÄŸini artırmaya çalışmanız, otomatik olarak sizin yararınızadır.

Yukarıdaki yazı A.Bora Açıkalın sensei’nin Aikido Felsefesi adlı kitabından alıntı yapılmıştır.

Etiketler: , ,


Yorum yok

Yorum Yapın

Yorum yapabilmeniz için kayıt olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.