Aikido: Savaşçının Yolu


Aikido: Savaşcının YoluAldığın her canda hayatı anlamak, hayatının en güzel anında can vermek… Kiraz çiçekleri hiç bir zaman solmaz. Bütün ömrünü bunlara bakarak geçirirsin ve boşa geçirilmemiş bir hayatın olur. En güzel, en canlı olduğu anda ise ağacından düşer. Savaşçının tek bir düşüncesi vardır: Ölümü, hayatının en güzel, en güçlü olduğu anında, onuru ile yakalamak. Kiraz çiçeklerini düşlemesinin, kiraz çiçekleri ile özdeşleştirilmesinin sebebi…

Hayatın her anını mücadele ile geçiriyoruz. İşimiz, babamız, annemiz, yöneticilerimiz, eşimiz hatta çocuklarımız ile bile. Sürekli bir savaş hali. Birebir çarpışmalar sonucunda aldığımız yaralar, kırdığımız kalpler ve tüketilen hayatlar. Olayların akışını kavrayamıyoruz, neden ve nasıl oluyor? Herşey kontrolümüz dışında. Mutsuzluk: Daha ötesi yok sanki…

Aikido tekniklerini uygulamaya çalışırken, ritim duygusunu hissedebiliyor muyuz? Daha ötesi karşımızdakinin bir insan olduğunu. Uyumu yakalamak, tek zihin ve beden olabilmek. Yoksa hareketler, yine kontrolümüz dışında mı gelişiyor? Akış, kopukluk, daireler, kesik kesik çizgiler, garip yüz ve beden ifadeleri… Güç nereden çıkıyor, merkezimiz ne kadar güçlü? Zihin sürekli birşeylerin peşinde: Rakibini yere yatır, kontrol et, ona acı ver ve güçlü olduğunu hissettir. Tartışmasız galibiyet. Ya birden aslında mağlup olduğumuzu anlarsak, galip olduğumuzu zannederken…

Aikido nedir ? Kurucunun sözleri ne kadar anlamlı: “Daima yerin ve göğün içinde olmaya çalış. Dünya sana kendi gerçek ışığında gözükecektir. Kendini beğenmişlik yok olacak ve her saldırıya karşı duyarlı olacaksın…” Kainatın kendisi mi daha karmaşık yoksa onun parçası olan insan mı? Evren içinde evren… Bazen evrendeki herşey pamuk ipliğine bağlı görünüyor. Sanki herşey yerle bir olacak gibi. Pamuk ipliği üzerinde olağanüstü bir denge. Kırılganlık içinde mükemmellik… Gören gözler için herşey çok anlamlı. Herşey yerli yerinde, dengeli ve uyumlu. Sanki uyumu bozan tek canlı var: İnsan.

“Aikido’nun nihai hedefi, dünya içinde cenneti yaratmaktır” der kurucu. İhsan Özgün sensei’ye göre ise; “Aikido, hayatın yeniden yorumlanmasıdır”. Hayatı yeniden yorumlamak, sanırım önce insanın kendini tanımasından geçiyor. İnsanın kendini tanıması başkasının anlatması ile mümkün olabilir mi? Tamura Sensei, O’Sensei ile olan çalışmalarının anlatırken şu ifadeleri kullanıyor: “O Sensei bir okul öğretmeni gibi öğretmezdi. Onunla çalışırken dikkatiniz asla dağılmazdı. Kendini tanıma yoluyla, Aikido’yu kurarak barış dolu bir dünyaya giden yolu açtı. O, asla teknikleri açıklamaz ve geldiği gibi dojodan yok olurdu. Böylece bizi çalışmaya, keşfetmeye, daha iyi bakmaya ve görmeye zorlardı.”

Savaşçının yolu, şiddet içinde şiddetsizliğe ulaşmayı hedefliyor. Düşmanın karşısında, hiçbirşey yapmaksızın sadece ayakta durmak. Hayat görüşü ve zihin duruşunun tüm bedene yansıması. Şiddet içinde sükunet… Yerin ve göğün içinde olabilmek, ölüm yolundan yaşam ile uyumun yoluna geçiş: “Aikido: Savaşçının Yolu”

Bu yazı Mehmet Dalyanda tarafından yazılmıştır.

Etiketler: , , , ,


Yorum yok

Yorum Yapın

Yorum yapabilmeniz için kayıt olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.