<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aikido Teknikleri, Aikido Dojoları &#187; Aikido Makaleleri</title>
	<atom:link href="http://www.aikidoteknikleri.com/aikido/aikido-makaleleri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aikidoteknikleri.com</link>
	<description>Anlatımlı aikido, jo, bokken ve el teknikleri ile beraber eğitimleri, felsefesi, seminerleri ve dojoları hakkında temel bilgiler içermektedir.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Jan 2012 00:25:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Uke ve Nage: Vermek</title>
		<link>http://www.aikidoteknikleri.com/uke-ve-nage-vermek.html</link>
		<comments>http://www.aikidoteknikleri.com/uke-ve-nage-vermek.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2011 16:20:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seragon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aikido Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[aikido düşünsel]]></category>
		<category><![CDATA[aikido zihinsel]]></category>
		<category><![CDATA[uke ve nage]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aikidoteknikleri.com/?p=1462</guid>
		<description><![CDATA[Yılbaşı geliyor, yine hediyeler alıp verilecek. Her halde insanlık tarihi kadar eskidir birine hediye vermek. Yine o zamandan bu zamana bilinir hediye vermenin almaktan çok daha iyi olduğunu. Verdiğinizde yaşadığınız mutluluk, aldığınızda yaşadığınız geçici heyecandan çok daha derin işler insanın içine. Her ne kadar aksine bir hayat yaşamak konusunda dirensekte belki de doğamıza en uygun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: justify;"><img style="border: #cccccc 9px double;" src="http://www.aikidoteknikleri.com/images/uke-nage-verme.jpg" alt="Aikido; Uke ve Nage uyumu" width="157" height="127" align="left" />Yılbaşı geliyor, yine hediyeler alıp verilecek. Her halde insanlık tarihi kadar eskidir birine hediye vermek. Yine o zamandan bu zamana bilinir hediye vermenin almaktan çok daha iyi olduğunu. Verdiğinizde yaşadığınız mutluluk, aldığınızda yaşadığınız geçici heyecandan çok daha derin işler insanın içine. Her ne kadar aksine bir hayat yaşamak konusunda dirensekte belki de doğamıza en uygun hareket budur. Üzerine pek düşünmesekte, verdiğimizde, herşeyin geçici olduğu, kalıcı hiçbirşeyin varolmadığı ve aslında hiçbirşeye sonsuza dek sahip olamayacağımız gerçeğinin bir küçük pratiğini yapıyoruzdur belki. Parlak bilincimiz bunu algılamasa da, belki yaşadığımız mutluluk bilinç altında bu pratiğin cevap buluşudur.</p>
<p style="text-align: justify;">Yeryüzünde, içinde vermekle ilgili söylevler, simgeler ya da uygulamalar olmayan herhangi bir din ya da öğreti yoktur sanırım. En azından ben hiç, alabildiğin kadarını al, ne kaparsan kardır diyen bi din duymadım. Umarım duymam da…<span id="more-1462"></span></p>
<p><!-- adman --></p>
<p style="text-align: justify;">Mevleviler, tüm dünyevi detayları kenara bırakıp, o nihai anlayışa ve aşka ulaşmak için dönerler. Semazen.net diyor ki; “Sema’ ederken kollarını açan sema’zenin sağ eli dua eder gibi yukarıya, sol eli aşağıya açıktır. Bu, Hak’tan alır, halka saçarız, hiçbir şeyi kendimize mal etmeyiz, görünüşte var olan, vasıtalık eden bir suretten başka bir şey değiliz anlamına gelmektedir. Bir başka ifadesiyle de Göğe bakarız, yere yağarız, varlığımız Hak’kın rahmetinde yok olmuştur demektir.” Aldığın gibi vermek, yalnızca sürecin bir vasıtası olmak, bütünün bir parçası olduğumuzun idrakına varmak. Bir hırka bir lokma yaşamaya devam etmek, senden geriye hiçbirşey kalmayıncaya kadar vermek, vermek ve yine vermek. Keza memleket sınırlarından aşıp uzak doğuya yönlendiğimiz zaman da bulacaklarımız farklı olmaz. Budacılığın çok farklı türleri olsa da, hepsinin ortak olduğu noktalardır bunlar. Sahip olmamak ve sürekli vermek insanın her an uygulayarak geliştirmesi gereken özelliklerinden biridir. Hergün birilerine birşeyler vererek kişi kendini eğitir ve bu sırada adım adım aslında ne kadar az şeye ihtiyaç duyduğunu ve gerçekten ihtiyacı olmayan ne kadar çok şeye sahip olduğunu farkeder. Çoğu Budacılık merkezi kendilerine bağışlananlarla hayatta kalır. Her iki taraf içinde kazançlı bir terbiye yoludur vermek.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsan gerçekten, açken bir dilim ekmeği ya da çölde bir bardak suyu paylaşabilir. Eşyasını kıyafetini verebilir, evini misafirlere açabilir, para verebilir, kan verebilir, organ verebilir. Şöyle bir düşünürseniz neler verebileceğinize dair sıralama uzar gider. Ama eminim aklınıza bedeninizi bütünüyle vermek gelmez.</p>
<p style="text-align: justify;">Öğrenci dojoya geldiğinde kendisinden beklenen ilk şey, dojo aracılığıyla savaş sanatları disiplini tarafından şekillenmeye hazır, açık bir zihin durumunda olmasıdır. Öğrenmeye kendini açabilmelidir. Daha ilk adımla kendini dojoya ve öğretiye vermeye hazır olmalıdır. Ancak günümüzün dünyasında bunu idrak etmek biraz zaman alır. Aylık bir kursa yazılıp yeni bir hobi edinmiş kişi dojoya öğrenmek için gelir. Haklıdır da. Buradan bir yanlış yok. Ama tekniğin dış kabuğunda dolaşmayı tamamladığında ve daha derinlere inmeye karar verdiğinde artık vermesi gerektiğini farkeder. Dış kabuk biraz da bu yüzden vardır aslında. Önce şu çitleri bi boya bakalım, sonra arabaları cilala parlat ondan sonra gel bana Daniel-san.</p>
<p style="text-align: justify;">Çitler ve arabalar parladıktan sonra, Daniel-san gelir uke olarak nagenin karşısına oturur ve birbirlerini eğilerek selamlarlar. Her iki taraf da Aikido’nun tek başına yapılacak birşey olmadığını ve birinin bedeni üzerinde deneyimlenerek keşfedildiğini bilmektedir. Bu deneyimleme sırasında her iki tarafında canının yanabileceğinin, sakatlanılabileceğinin ve hatta (ileri seviyelerde) hayati tehlikenin bile söz konusu olduğunun farkındadırlar. Bu bir oyun, spor ya da eğlence değildir. Kişinin bedensel sınırlarına doğru çıkacağı yolculukta, zihnini keşfetmesi ve her geçen gün daha keskin bir ruha sahip olmasının ilk adımıdır. Tüm bu farkındalıkla uke eğilir ve çalışma için sana bedenimi emanet ediyorum der. Nage ise bu bedene gerekli saygıyı göstererek kabul eder. Sonra çalışma başladığında her iki tarafta kapasitelerinin sınırlarına iterler birbirlerini. Uke saldırır nage cevap verir. Gerekli olduğu anda uke düşer, teknikten çıkar ve yeniden saldırır. Ukenin refleksleri ne kadar gelişmişse nagenin tekniği o kadar hassaslaşır. Nage daha ince ve keskin teknik yapmaya başladıkça, uke zarar görmemek için aynı keskinlikte düşüşler yapar. Uke her seferinde dürüst ve tam bir saldırı yapar. Dengesi bozulup mecbur kalıncaya kadar saldırısından vazgeçmez. O anda hırs, ego ya da düşmanlık yoktur. Adeta bıçak ve biley taşı gibi olurlar. Aralarında bir çatışma yaşanıyor gibi görünsede, bu dünyada az sayıda insanın deneyimlediği bir birlikteliktir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bundan uzun zaman önce, yaptığımız bir gösteri sonrasında, izleyenlerin arasından bizi minderin dışında gören, muhabbetimizi ve yakınlığımızı bilen biri bir soru sormuştu. Dışarda gördüğü samimiyetten sonra minderde gördüğü sert bakışlar garip gelmiş olacak ki; siz üst kuşaklar birbirinize çok sert davranıyosunuz, birşey olmasından korkmuyormusunuz, bu nasıl ilişki diye sormuştu. Aikidoya başladığım günden beri yol arkadaşım olan Evren Senpai’nin verdiği cevap, uke ve nagenin ilişkisini de özetlemişti aslında; biz hayatını birbirine emanet edebilen insanlarız…</p>
<p style="text-align: justify;">Yavaşca bu çalışmanın, birlikteliğin ektiği tohumlar zihinde çiçek açmaya başlar. Her gün böyle sert bir çalışmada bile bedenini emanet edebildiğinde, günlük hayatta sahip olmak, benim demek gücünü yavaşca kaybeder. Her geçen gün vermek sana daha kolay daha anlamlı hale gelir. Başka bir değişle semazen döne döne, uke yerden yere vurula vurula, sonunda sandığı kadar ayrı ve önemli olmadığını, yalnızca bütünün süreçlerinden biri olduğunu ve nihai görevin vermek olduğunu idrak eder. Kendisine emanet edilen bedeni ve hayatı saygıyla kabul ettiğini, onunla dikkatle çalışmakta olduğunu ve zamanı geldiğinde iade edeceğini bilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ve…emin olun, 2 saatlik bir antremanda 600 kere düştüğünüzde hayat çok daha kolay olur.</p>
<p><em>Bu yazı <a title="Fudoshin Ankara" href=" http://blog.fudoshinankara.net/2010/12/uke-ve-nage-vermek.html" rel="nofollow" target="_blank">Fudoshin Ankara Dojo</a>&#8216;dan Ou-San tarafından kaleme alınmıştır.</em></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aikidoteknikleri.com/uke-ve-nage-vermek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aikido Eğitim Yeri Seçmenin Önemi</title>
		<link>http://www.aikidoteknikleri.com/aikido-egitim-yer.html</link>
		<comments>http://www.aikidoteknikleri.com/aikido-egitim-yer.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Nov 2011 20:47:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seragon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aikido Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[aikido dojo]]></category>
		<category><![CDATA[dojo kalitesi nasıldır]]></category>
		<category><![CDATA[dojo seçmek]]></category>
		<category><![CDATA[sensei seçimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aikidoteknikleri.com/?p=1430</guid>
		<description><![CDATA[Bugün bir savaş sanatını öğrenmek isteyenler için birçok eğitim veren yer gözümüze çarpmakta. Aikido’da da aynı şekilde bir çok eğitim veren yer ve kişi mevcut. Ama yeni başlayanların veya aikido eğitimini devam ettirmek isteyenlerin dikkat etmeleri gereken çok önemli konular ve ayrıntılar var. Genelde aikido eğitimine yeni başlayacak yetişkinler(18+) için 5 temel dikkat noktası mevcuttur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start -->
<p><img style="border: #cccccc 9px double;" src="http://www.aikidoteknikleri.com/images/AikidoDojo.gif" alt="Dojo Seçimi" width="157" height="117" align="left" />Bugün bir savaş sanatını öğrenmek isteyenler için birçok eğitim veren yer gözümüze çarpmakta. Aikido’da da aynı şekilde bir çok eğitim veren yer ve kişi mevcut. Ama yeni başlayanların veya aikido eğitimini devam ettirmek isteyenlerin dikkat etmeleri gereken çok önemli konular ve ayrıntılar var. Genelde aikido eğitimine yeni başlayacak yetişkinler(18+) için 5 temel dikkat noktası mevcuttur. Bunlar;<br />
•Sensei (Usta &#8211; Eğitmen- Öğretmen)<br />
•Ortam (Çalışacağınız kişiler)<br />
•Kurum(Etiket ve Hijyen)<br />
•Mesafe (Ulaşım – Ev veya iş yerine yakınlık)<br />
•Bedel (Eğitim ücreti)</p>
<p style="text-align: justify;">Yeni aikido eğitimine başlayacak bazı öğrenciler bu hususlardan bazılarını daha yolun en başında iken önemsemezler. Yolun en başından yapılmış olan koca bir hata sizleri hedefinizden uzaklaştıracak ve Budo yolundan saptıracaktır. Sensei yolun en başında dikkat edilmesi gereken konudur. Şüphesiz sizinle ilgilenip bildiklerini size aktaracak kişidir.<span id="more-1430"></span><!-- adman --> İlk önce gerçek bir usta(sensei) bulmalı sonrasında da onun öğrencisi olmaya çalışılmalıdır. Her ne kadar öğrencinin eğitmenini seçme hakkı var ise eğitmeninde öğrencisini seçmesi en doğal haktır. Aikido eğitimine başlanırken ilk atılması gereken adım “doğru sensei seçimi” olmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Doğru Sensei seçmek!!!</p>
<p style="text-align: justify;">İlk dikkat edilmesi gereken, Sensei’nin karakteridir. Aikido da fiziksel tecrübe olmazsa olmazlardandır. Teknik anlamda iyi olmanın yanı sıra bir sensei’nin insani vasıflarının da gelişmiş olması yani güzel ve temiz bir kalp taşıması gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Budo’ya(Savaş Disiplinlerine) kendini vermiş olması ve 7 temel ilke ışığında hareket edebilmesi bir Sensei’den beklenendir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Adalet”</strong> : Yükümlülük sahibi olmak ve her durumda adil davranabilmektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Cesaret” </strong>: Yenilgi korkusu olmadan, zorlukların, imkânsızlıkların üstüne gidebilme; korku, acı, tehlike ve belirsizlikle yüzleşebilme yeteneğidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Merhamet” </strong>: Aynı zamanda iyi yüreklilik, teveccüh ve yüce gönüllülük anlamlarını da içermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Nezaket”</strong> :  Kişinin davranışlarıyla, sosyal pozisyonu ne olursa olsun, karşısındakine gösterdiği içten, samimi ilginin bir ifadesidir.<br />
<strong>“Dürüstlük”</strong> : Gerçek dürüstlük, kişinin kendi imkanları ve yapabilirlikleri hakkında dürüst olabilmesidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Onur”</strong> : Sözünün arkasında durabilmektir. Diğerlerinin ne yaptığına aldırmadan, doğru şeyi yapabilmektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Sadakat”</strong> : Kendi okuluna, aileye mutlak bağlılık ve kurallara itaati gerektirir.<br />
Sensei’nin iyi öğretebilme kabiliyeti olmasının yanı sıra hayata sımsıkı bağlı olması dikkat edilecek en önemli etkendir.</p>
<p style="text-align: justify;">SENSEI : Japonca iki kelimenin ( SEN ve SEİ ) bir araya gelmesiyle oluşur.</p>
<p style="text-align: justify;">SEN: Bir evvelki, öncelik, gelecek, gidilmesi gereken yer, yön, birinci sıra</p>
<p style="text-align: justify;">SEİ: Hayat, yaşamak, yaşatmak, kullanmak, doğmak, temiz</p>
<p style="text-align: justify;">Sensei Türkçe karşılığı; Eğitmen, Öğretmen, Usta demektir. Basit bir kelime gibi gözükse de “budo” terbiyesini almış birileri için çok büyük anlam ifade etmektedir. Bilgiyi rehber edinmiş, insanlık değerleri üst seviyeye ulaşmış, şahsiyet ve karakter sahibi, kalbe giden yolu açık, egosundan sıyrılmış kişi demektir. Böyle bir şahsiyetin öğrencisi olabilmek çok büyük bir onurdur.</p>
<p style="text-align: justify;">Ortam eğitim yerini seçerken dikkat edeceğiniz ikinci önemli konudur. Dojoda çalışan insanların aikidoya bakış açısı, giyim kuşamı, hal tavırları ve genel görünüm itabari ile kaliteli bireylerden oluşması sizler için önemlidir. Çünkü zamanla oradaki herkesle fiziksel bir temasta bulunup birlikte çalışma fırsatını yakalayacaksınız. Bu ortamı oluşturmak ve devam ettirmekte sensei ve hakamalı öğrencilerin görevidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kurum çalışmış olduğunuz yerdir. Kurum’un sağlam bir alt yapısının olması(etiket), devlet nezdinde sorumluluklarını (eğitmenlik, sertifika, vergi vb.) yerine getirmesi, devamlılığının olması ve hijyen açısından insan sağlığını tehdit etmeyen yer olması sizlerin seçiminde dikkat etmeniz gerekendir. Sadece dojo maksadı ile oluşturulmuş yerlerden eğitim almak ta önemli hususlardandır. Bu sayede beklide her gün dahi eğitim alabilme şansına sahip olabileceksiniz. Aksi takdirde bir kurumdan bahsetmek inandırıcı olmayacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Mesafe eğitim almış olduğunuz mekâna ev veya iş yerinizin uzaklığıdır. Mekânın kolay ulaşılabilir ve yakın olması genelde tercih sebebidir. Bedel eğitim karşılığı vermiş olduğunuz maddi veya manevi değerdir. Maddi olarak bir bedel ödendiği için öğrencilere en başından paralarını boşu boşuna harcamamaları gerektiği ve paranın bir “amaç” olmadığı yalnızca bir “araç” olduğunu hatırlatmak görevdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıda dikkat edilmesi gereken konuları belirttik. Bunlardan Sensei ilk başta dikkat edilmesi gereken hayati bir konudur. Ortam, Kurum, Mesafe ve Bedel diğerleri kadar hayati önem taşımasa da göz ardı edilmemesi gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Seçim yaparken önyargılı kararlar vermeyiniz. Fiyatı düşük, işyerime yakın vb&#8230; kolaylıklardan kaçınınız. Önceliklerinizi iyi belirleyiniz. Seçiminizi iyi yapmazsanız; BUDO yolunda yürümeye başlamadan durdurmanız sizler için daha hayırlı olacaktır</p>
<p>Yukarıdaki yazı <a title="Aikimode Aiki Akademi" href="http://www.aikimode.com" rel="nofollow" target="_blank">Aikimode Aiki Akademi</a> eğitmenlerinden 4.dan Sensei Oğuzhan Ulvi Başkurt sensei tarafından kaleme alınmıştır.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aikidoteknikleri.com/aikido-egitim-yer.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çaycının Kılıcı</title>
		<link>http://www.aikidoteknikleri.com/caycinin-kilici.html</link>
		<comments>http://www.aikidoteknikleri.com/caycinin-kilici.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 02:25:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seragon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aikido Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çay]]></category>
		<category><![CDATA[Daisetsu Suzuki]]></category>
		<category><![CDATA[edo]]></category>
		<category><![CDATA[eski japonya]]></category>
		<category><![CDATA[iado]]></category>
		<category><![CDATA[samuray]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aikidoteknikleri.com/?p=1405</guid>
		<description><![CDATA[Edo dönemi Japonya’sında bir gün bir efendi işlerini halletmek için başkente gitmeye karar vermişti. Yanında çaycısı olmadan gitmeyi göze alamayınca, ona “Sen de gel benimle ki her gün yaptığın çayı içebileyim,” dedi. Ancak o dönemde Japonya çok tehlikeliydi. Haydutlar ile ronin denilen efendisiz samuraylar kırsal bölgeleri kırıp geçirmekte, bölge sakinlerini korkutmaktaydılar. Çaycı çok korkmuştu. Efendisine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: justify;"><img style="border: #cccccc 9px double;" src="http://www.aikidoteknikleri.com/images/swords-tea.jpg" alt="Çaycının Kılıcı" width="151" height="151" align="left" /><a title="Eski Japonya" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Edo" rel="nofollow" target="_blank">Edo dönemi Japonya</a>’sında bir gün bir efendi işlerini halletmek için başkente gitmeye karar vermişti. Yanında çaycısı olmadan gitmeyi göze alamayınca, ona “Sen de gel benimle ki her gün yaptığın çayı içebileyim,” dedi. Ancak o dönemde Japonya çok tehlikeliydi. Haydutlar ile ronin denilen efendisiz samuraylar kırsal bölgeleri kırıp geçirmekte, bölge sakinlerini korkutmaktaydılar. Çaycı çok korkmuştu. Efendisine şöyle dedi; “Ben silah kullanmayı hiç beceremem, yollarda başım derde girerse ne yaparım?” Efendisi yanıtladı; “Bir kılıç kuşanıp samuray kılığına gir.” Çaycı çaresiz kalmıştı. Samuray gibi giyinip efendisiyle birlikte başkentin yolunu tuttu.</p>
<p style="text-align: justify;">Efendisinin işe gittiği bir gün, çaycı tek başına gezmeye çıktı. O anda yanına yaklaşan bir ronin ona meydan okudu: “madem sen de savaşçısın, görelim bakalım marifetlerini.” “Ben kavgadan anlamam, yalnızca bir çaycıyım.” <span id="more-1405"></span> Ronin “Samuray olmadığın halde samuray gibi giyinmişsin. Azıcık kendine saygın ya da utanman varsa, kılıcımla ölürsün!” diye karşılık verdi. Çaycı çıkış yolu bulmak için çok düşündü ama kurtuluş yok gibiydi. O yüzden çareyi; “bana birkaç saat ver de efendimin buyurduğu işleri bitireyim. Öğleden sonra yine havuzun başında buluşalım,” demekte buldu. Ronin iyice düşünüp kabul ederken, ekledi: “Gelmezsen karışmam ha.” Çaycı süratle başkentin en ünlü savaş sanatları okulunun yolunu tuttu. Dosdoğru baş samuraya giderek, “Yalvarırım bana bir samuray için en şerefli ölüm şekli neyse, öğretir misiniz?” diye sordu. Baş samuray çok şaşırmıştı. “İnsanlar buraya bir hayat arayışı içinde gelirler. Ölüm arayışıyla ilk gelen sensin. Neden böyle yapıyorsun?” dedi. Çaycı, ronin ile karşılaşmasını anlatarak “tek bildiğim iş çay yapmak oysa bugün bu adamla ölümüne bir savaşa tutuşacağım. Bana bunun yolunu göstermeniz için size yalvarıyorum. Tek isteğim bir nebze şerefle ölmek,” dedi. Baş samuray “Pekâlâ, o halde sen şimdi bana biraz çay demle, sonra ne yapacağını sana anlatırım” diye yanıtladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Çaycının canı çok sıkılmıştı “Bu hayatta yapacağım son çay olabilir,” dedi. Yoğun bir odaklanma içinde çay hazırlamaya koyuldu, küçük ocakta dağdan gelen kaynak suyunun kaynamasını sükûnetle izledi, sonra çay yapraklarını suya attı, çayı yıkayıp azar azar süzdü. En sonunda avuçlarına oturttuğu çay fincanını baş samuraya ikram etti. Baş samuray tüm süreci izlemişti. Çaydan bir yudum aldıktan sonra, “Hayatımda içtiğim en güzel çay bu. Sana hemen söyleyeyim, ölmene hiç gerek yok,” dedi..<br />
Çaycı ona “Bana ne öğreteceksiniz?” diye sordu. Baş samuray, “Sana hiçbir şey öğretmeme gerek yok” dedi. “Roninle karşılaştığında çay yaparken içinde bulunduğun zihinsel durumu hatırlaman yeter. Başka bir şeye ihtiyacın yok senin.”</p>
<p style="text-align: justify;">Çaycı bunları dinledikten sonra randevusuna gitti. Ronin onu bekliyordu. Derhal kılıcını çekerek “madem geldin, hemen başlayalım,” dedi. Çaycı yol boyunca büyük samurayın söylediklerini düşünüp durmuştu, o nedenle tam da çay hazırlarken içinde bulunduğu zihinsel durum içinde ronine yüzünü döndü. Bakışlarını rakibine odakladı, sonra telaşsızca şapkasını çıkartıp yanına yerleştirdi. Üzerindeki bol entariyi çıkarttı, yavaşça katlayıp şapkasının altına düzgünce koydu. Sonra yanında getirdiği kumaş şeritleri alıp iç entarisinin kollarını sıkıca bileklerine tutturdu. Aynı işlemi pantolonunun paçalarına da uyguladı. Tutuşacağı kavgaya uygun giysileri, tepeden tırnağa, büyük bir sükûnet içinde kuşandı. Ronin giderek sinirleniyordu. İzledikçe de huzuru kaçıyordu zira rakibinin silah kullanma becerisini tam kestiremez haldeydi. Adamın gözlerindeki ifade ve gülümseyişi, güvensizliğinin artmasına neden olmuştu. Çaycının giyinmesi sona erince, son hareketi kılıcını kınından bir ıslıkla çekmek ve onu havada savurmak oldu… Ve orada durdu çünkü bir sonraki adımda ne yapacağını hiç bilmiyordu. Aynı anda ronin kendisini yere attı ve çaycının dizlerine kapanarak, “Canımı bağışla, yalvarırım sana! Ben hayatımda bu kadar yetenekli bir savaşçı daha görmedim!” diye haykırdı.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu hikaye, Daisetsu Suzuki’nin “Zen ve Japon Kültürü” isimli kitabından alıntılanmıştır.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aikidoteknikleri.com/caycinin-kilici.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uke ve Nage: Dokunmak</title>
		<link>http://www.aikidoteknikleri.com/uke-ve-nage.html</link>
		<comments>http://www.aikidoteknikleri.com/uke-ve-nage.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2011 02:32:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seragon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aikido Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[aikido uke]]></category>
		<category><![CDATA[nage]]></category>
		<category><![CDATA[saldıran]]></category>
		<category><![CDATA[uke]]></category>
		<category><![CDATA[uyum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aikidoteknikleri.com/?p=1330</guid>
		<description><![CDATA[Eğer bir süredir Aikido çalışan biri değilseniz, bir antrenmanı ya da gösteriyi kenardan izlediğinizde ilk hissettiğiniz şey güçlü bir estetik duygusu olur. Ardından eğer bilgi sahibi değilseniz, bu estetik duygusunu yaratmak için adamların kendilerini yerden yere attıklarını düşünürsünüz. Sonra da dersiniz ki Aikido işe yaramaz, adam elini uzatıyor öteki kendini yere atıyor sırf güzel görünsün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: justify;"><img style="border: 9px double #cccccc;" src="http://www.aikidoteknikleri.com/images/uke-nage-dokunmak.jpg" alt="Uke Ve Nage: Dokunmak" width="151" height="122" align="left" />Eğer bir süredir Aikido çalışan biri değilseniz, bir antrenmanı ya da gösteriyi kenardan izlediğinizde ilk hissettiğiniz şey güçlü bir estetik duygusu olur. Ardından eğer bilgi sahibi değilseniz, bu estetik duygusunu yaratmak için adamların kendilerini yerden yere attıklarını düşünürsünüz. Sonra da dersiniz ki Aikido işe yaramaz, adam elini uzatıyor öteki kendini yere atıyor sırf güzel görünsün diye. Gösteri amaçlı danışıklı dövüş.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer bir Aikido öğrencisi iseniz, önceleri bu yorumlara çok kızar anlatmaya çalışırsınız. Hatta bazen sertlik bile yaparsınız kanıtlamak için. Sonra zamanla fark edersiniz ki Aikido deneyimdir ve insanlar genelde deneyimlemedikleri gerçekleri anlamakta zorlanırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonrada anlamadıkları gerçekler hakkında şöyle sorarlar; e şimdi aikido bilen adama yapıyoruz bu tekniği işe yarıyor ama sokaktaki adam böyle düzgün vurmaz ki. Yaratana sığınıp saldıran fikirsiz agresif vatandaşa nasıl olacak bu iş? <span id="more-1330"></span> Benim cevabım genelde şöyle oluyor: Yüzyıllarca süren savaşların deneyimiyle geliştirilen ve yine yüzyılların deneyimiyle öğretilen ve günümüze kadar gelen teknikleri öğreniyoruz ve öğretiyoruz. Bu teknikler, zamanında 30 kilo zırh giyen, iki elinde neşter keskinliğinde kılıçları senin çatal bıçak kullanman kadar rahat  kullanan, tereddüt etmeyen, ölmek ya da öldürmek gündelik yaşantısının bir parçasına dönüşmüş olan savaşçılardan 5bin tanesinin birbirine girdiği meydanda sağ kalmayı başaranlar tarafından geliştirilmiş. Sen şimdi, kan gövdeyi götürmüş alanı geride bırakıp öğrencilerine savaş sanatını öğretmeye başlayan savaşçının gösterdiği bu teknik, bizim yumruk atarken gözünü kapatıp, dilini ısırırken bir taraftan da küfür etmeye çalışan fikirsiz agresifimiz üzerinde işe yarar mı diye soruyorsun. Seni sorunla baş başa bırakıyorum ey insan evladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Çünkü konumuz Aikido&#8217;nun etkili oluşu, gücü ya da tarihi kökeni değil. Konumuz bu kadar güçlü ve etkili bir savaş sanatının izleyen insanlarda huzurlu bir uyum, bir estetik duygusu yaratıyor olması. Nasıl oluyor bu? İçeride ölüm kalım, savaş, kılıç, kesmek, gibi kelimeler telaffuz edilirken, dışarıya barış, uyum, denge, sevgi ve estetik gibi kavramlar çıkıyor. Arada nasıl bir süzgeç var ki şiddetten barış yaratıyor? İşte o süzgeç aslında Aikido&#8217;nun kendisi ama bunun biraz daha anlaşılır hale getirmek için derinlemesine bakarsak karşımıza uke ve nage ilişkisi çıkıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">İlişkinin taraflarını basitçe tanıyarak başlayabiliriz sanırım. Bir aikido antrenmanında saldırıyı yapan kişiye uke, bu saldırı karşısında gerekli tepkiyi gösteren kişiye ise nage diyoruz. Başka bir deyişle, o havalara uçup yere çakılan sonra kalkıp yine saldıran ve yine çakılan, ısrarla ve inatla kendini yerden yere vuran arkadaşımız uke oluyor. Ayakta karizmatik duruşlarla final hareketini yapan arkadaş ise nage. Ama aslında ne biri kendini yerden yere vuruyor ne de diğeri kameralara oynama çabasında. Uke saldırırken, nage doğru zamanlama ile pozisyonunu değiştirir ve üstün bir pozisyona geçer. Temas gerçekleştiği anda nage avantajlı durumdadır. Uke saniyenin binde birinde durum değerlendirmesi yapar. Aynı anda kendini korumasını ve saldırısını devam ettirmesini sağlayacak hareketi yapar, nage gerekli cevabı üstün pozisyonunu koruyarak ve ukenin dengesini bozarak verir. Uke değerlendirme sonucunda kendini koruyarak saldırmanın yolunu, yeni bir açık noktayı bulamazsa düşüş tekniği uygulayarak zarar görmeden uzaklaşır ve tekrar saldırır. Tüm bunlar bir yada 2 saniye içinde gerçekleşir ve aslında görünen bu olsa da diğer tarafta, görünenin ötesinde çok daha başka bir şey gerçekleşir aslında.</p>
<p style="text-align: justify;">Uke ve nage arasında gerçekleşen durumu saldırı ve savunma, çatışma ya da savaş şeklinde tanımlamak yerine ilişki dememin en önemli sebeplerinden biri ve belki de aikidoyu diğer sistemlerden farklı kılan en önemli noktalardan biri  dokunmaktır. Bir aiki yolcusunun ilk öğrendiği ve hayat boyu geliştirdiği şeydir dokunmak. Karşısındaki kişiyi yani ukeyi, düşman olarak algılayıp en kısa yoldan ekarte etmek için etkili bir vuruş yapmak varken, dokunarak iletişim kurmayı hedefler. Uke vurmak için hareketlendiği anda, nagede ona doğru harekete geçer. Eller ve kollar sert yumruklar atmak için kasılı ve kapalı değil, aikido zihninin bir yansıması olarak, temas kurmak için açık ve rahattır. Duyargalar gibi ileriye uzanır ve ukeye dokunurlar. O andan itibaren her iki beden de birbirlerinden aldıkları sinyalleri anlamaya ve ona karşılık vermeye başlarlar. Böylece söz konusu olan şiddetli bir saldırı dahi olsa ona uyum sağlamak ve saldırıyı anlamsız hale getirmek mümkün olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir savaş sanatındaki vuruşları amaç olmaktan çıkarıyoruz ve yerlerine dokunmayı koyuyoruz. Vuruşlar varlıklarını ve etkilerini koruyorlar ama yalnızca araç olarak. Bu beni başka bir bağlantıya yönlendiriyor. Dokunmak temel duyularımızdan belki de en az kullandığımız olabilir. Ne işe yarar diye sorsam çoğunuzun aklına sıcak ya da soğuk, yumuşak ya da sert gibi ayrımları anlamak gelir. Bunun dışında iletişim kurmanın yavaş yavaş terk ettiğimiz bir yolu dokunmak. Nedense günümüzün modern ve uygar insanını tedirgin ediyor dokunmak ve dokunulmak. Önceleri el sıkışırken öpüşmek şimdilerde yerini sadece güvenli mesafeden el sıkışmaya bırakıyor. Şöyle bir bakın etrafınıza, anne ve bebeği, iki sıkı dost ya da sevgilinin dışında sarılan insanlar göremezsiniz. Bu dokunmaktan, sarılmaktan çekinmeyen insanlar birbirine güçlü bağlarla bağlanan ve birbirine anlayabilen insanlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer tarafta ise günümüz dünyasında anlayışın azaldığından dem vuran, ama kendilerini ifade etmeyi yalnızca sözcükler ve matematiksel değerlere havale etmiş insanlar var. Fiziksel olarak birbirinden uzaklaşan, dokunmaktan çekinen insanların simgeler aracılığıyla iletişim kurmaları elbette zorlaşıyor. Dokunmaktan korkuyoruz, çünkü aynı özün parçaları olduğumuzu idrak etmekten korkuyoruz. &#8220;Ben&#8221; ve &#8220;bana ait&#8221;e tutunmanın ve yalnızlığın kolaylığı dururken, mutsuzluk alışkanlığımızı değiştirmek istemezken gerçekten iletişim kurmak da istemiyoruz. Şöyle bir 100 metre mesafede dur, oradan konuş hı hı anlıyorum seni ben. Çağımızın büyük yalanı&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bir dojoda çalışan insanlara şöyle bir baktığınızda ise bunun tam tersini görürsünüz. Her gün birbirlerini yerden yere vuran bu insanların arasındaki iletişim kelimeleri anlamsız kılar. Bir usta ve öğrencisinin ya da uke ve nagenin bağını birler ve sıfırlarla ifade etmek pek mümkün değildir. Çünkü bu insanlar birbirlerini dokunarak tanırlar, anlarlar ve öğrenirler. Dojoda çalışmaya başladığınız anda tanımadığınız insanlara dokunmaya ve onları anlamaya başlarsınız. İşte bu yüzden dojo olmak bir aile olmaktır deriz ve bu deneyim anlayışımızın ve iletişimimizin perspektifini değiştirir. Belki de bu anlayış bize aydınlanmanın kapılarını açar.</p>
<p><em>Yazan : Ou-San  (Ankara Fudoshin dojo)</em></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aikidoteknikleri.com/uke-ve-nage.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atemi Waza</title>
		<link>http://www.aikidoteknikleri.com/atemi-waza.html</link>
		<comments>http://www.aikidoteknikleri.com/atemi-waza.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Apr 2011 03:41:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seragon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aikido Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[aikido yumruk]]></category>
		<category><![CDATA[atemi waza]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aikidoteknikleri.com/?p=1276</guid>
		<description><![CDATA[Bazı insanların Aikido’da vuruşların, yumrukların olmadığını söylediklerini duydum. Bu nasıl doğru olabilir? Aikido bir savaş sanatı. Eğitimin en önemli parçası savaş esnasında oluşan agresif tepkileri anlayıp onların üstesinden gelebilmektir. Eğer savaş yoksa, çatışma da yoktur. Eğer çatışma yoksa, gerçekçilikte yoktur ve bu nedenle uyumu da anlayamazsın. Birçok kişi yanlış anlayıp Aikido’yu kolay yoldan çalışmaya uğraşırlar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: justify;"><img style="border: #cccccc 9px double;" src="http://www.aikidoteknikleri.com/images/osensei_atemi.jpg" alt="O'sensei atemi waza" width="125" height="174" align="left" />Bazı insanların Aikido’da vuruşların, yumrukların olmadığını söylediklerini  duydum. Bu nasıl doğru olabilir? Aikido bir savaş sanatı. Eğitimin en önemli parçası savaş esnasında oluşan agresif tepkileri anlayıp onların üstesinden gelebilmektir. Eğer savaş yoksa, çatışma da yoktur. Eğer çatışma yoksa, gerçekçilikte yoktur ve bu nedenle uyumu da anlayamazsın. Birçok kişi yanlış anlayıp Aikido’yu kolay yoldan çalışmaya uğraşırlar, ancak Aikido ‘kolay yol’ değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Aikido tekniğinde atemiwaza (vuruş tekniği) karatede var olan yumruk teknikleri gibi değildir.Onun amacı yok etmek ya da öldürmek değil, dikkat dağıtıp, kafa karıştırmak anı ve avantajı yakalamaktır.Vuruşun çalışılma amacı tekniği sonlandırmak değil,<span id="more-1276"></span> Aikido hareketini daha iyi kavramak ve genişlemeyi sağlayıp kendiliğinden oluşan reaksiyonu daha fazla geliştirmektir. Atemiwaza gerekli açığı yaratmak ya da kendi açığını kapatmak için kullanılabilir. Atemiwaza teknik anında partnerinin tepkisini görmeyi ve ondan sürekli haberdar olmayı öğretir.</p>
<p style="text-align: justify;">Atemiwaza yalnızca nage için çalışma amacı gütmez, aynı zamanda ukeye beklenmeyen bir tekniğe karşılık vermeyi öğretir. Birçok atak yapıp partnerinin atemisini önemsemeyen öğrenci gördüm, vuruşu algılayıp ona saygıyla uyum sağlamak ukenin sorumluluğudur. Eğer uke bu durumu algılamayıp ona göre davranmazsa, uke’nin kaburgasını ya da burnunu kırmamak partnerinin insafına kalmış olur. Eğer uke vuruşu çabuk idrak ediyorsa ve onu durdurmak için zamanı varsa, vurusu bloke etmeli; bu şekilde de partneri faklı tekniğe geçebilmeye çalışmalıdır. Aikido eğitiminin büyük bir bölümü tekniği gerçekleştirebilmek için bu bloğun gücünü ve hareketini kullanmaya dayalıdır. Yüze yapılan doğru zamanlı bir atemide, ukenin yapabileceği tek şey birden plansız bir düşüş yapmaktır.İşte bu da ukeminin kurtarma sanatıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Atemiwaza ile çalışmak yeni başlayanlar için tavsiye edilmez. Onun gücünden büyülenmek çok kolaydır, ancak şekli ve hareketi çalışmanızı ihmal etmenize neden olur. Silah çalışmalarında olduğu gibi, tam kontrol ve anında tepki yaralanmamak için çok gereklidir. Eğitimde sürekli artan tepkiyle, neyin gerekli neyin gereksiz olduğunu keşfetmek yıllar alabilir. Geleneksel olarak atemiwaza Aikido eğitiminde ateminin amacını yanlış anlamayacak olan yudansha seviyesinde olan aikidokalara öğretilir.</p>
<p style="text-align: justify;">İyi bir kılıç yapmak için, demir sürekli sıkıştırılır,ateşte dövülür, ateşte yumuşadıktan sonra şekil verilmeye çalışılır.Bütün pürüzler kaybolana kadar bu işlemler devam eder. Sonrasında suya batırıldığı anda, sıcaklık ayarlanmış olur ateş kontrol edilir ve bilge kılıcın kenarını bilemeye hazırlanır. Bu işlem çok karışıktır, hiçbir parçası çıkarılamaz. Kılıç milyonlarca gizli katmanları varken, bitmiş hali basit saf bir çizgiden ibarettir. Güçlü ancak hala esnektir, yüzeyi çevrede olan herşeyi yansıtır.</p>
<p style="text-align: justify;">Aikido çalışması katmanlar üzerine kurulur, her deneyim ve anlayış katmanı bitmek bilmeyen cevaplara arayışı ateşler. Birinin diğerinden daha iyi olduğunu söyleyebileceğimiz belirgin özel bir anlayış tarzı yoktur. Hepsini bütünüyle anlayabilmek için gerekli olan, sert ve yumuşak çalışma hiçbir zaman birbiriyle çatışmamalıdır. Sertlik içinde yumuşaklığı ve yumuşaklık içinde sertliği barındırarak her seviyede teknikler deneyimlenmelidir. Eğitiminde her yıl her deneyimden sonra farklılaşan kişisel bir biyoritm vardır. Eğer her zaman sert çalışıyorsan (ateş tarafından tüketilmek), partnerinin reaksiyonuna duyarlılığını kaybedersin, sen ve partnerin arasındaki iletişimi görmezden gelmeye başlayacak ve bu nedenle bilgeliğe hiçbir zaman ulaşamayacaksın. Eğer her zaman yumuşak çalışıyorsan (suya dalmak), kendi gücünü fark edebilmek için yeterince gerilmeyeceksin ve gerçekçiliği kaybedeceksin, bu nedenle de ateşi ve yolu kaybedeceksin. Zayıflıkla kurduğun harmoni hakkında konuştuğunda seni kimse dinlemeyecektir, eğer zayıfsan seçimin yoktur. Yalnızca güç pozisyonuyla kurduğun harmonide anlatımın ve aksiyonlarının anlamı olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Shihan Mitsugi SAOTOME ( Aikido and Harmony Of The Nature kitabından)</p>
<p style="text-align: justify;">Çeviri :  Shobu Aiki of İstanbul</p>
<p style="text-align: center;">6.dan Stefan Stenudd sensei tarafından atemi waza&#8217;ya bir kaç örnek.<br />
<p><a href="http://www.aikidoteknikleri.com/atemi-waza.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aikidoteknikleri.com/atemi-waza.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Aikido Ustaları</title>
		<link>http://www.aikidoteknikleri.com/turk-aikido.html</link>
		<comments>http://www.aikidoteknikleri.com/turk-aikido.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 06:13:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seragon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aikido Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[aikido sensey]]></category>
		<category><![CDATA[en büyük danlı aikido ustası]]></category>
		<category><![CDATA[türk aikido ustası]]></category>
		<category><![CDATA[türk aikidosu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aikidoteknikleri.com/?p=1083</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de aikido nasıl başladı?, Türk aikido ustaları kimlerdir? Sanırız bu soruyu aikido antrenmanlarına yeni başlayan her öğrenci en az bir kez kendine sormuştur. İşte bu sorunun cevabını aşağıda bulabilirsiniz. Türk Aikido Ustaları; Aşağıda halen faal olarak aikido eğitimi veren Türk aikidosuna katkıları bulunan Türk aikido ustalarını bulacaksınız. (Sıralama dan sırasına göre fakat senseilerin isimleri rastgele [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: justify;"><img style="border: #cccccc 9px double;" src="http://www.aikidoteknikleri.com/images/5_1_lrg.jpg" alt="Türk Aikido Ustaları" width="125" height="151" align="left" /></p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye&#8217;de aikido nasıl başladı?, Türk aikido ustaları kimlerdir? Sanırız bu soruyu aikido antrenmanlarına yeni başlayan her öğrenci en az bir kez kendine sormuştur. İşte bu sorunun cevabını aşağıda bulabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Türk Aikido Ustaları</strong>; Aşağıda halen faal olarak aikido eğitimi veren Türk aikidosuna katkıları bulunan Türk aikido ustalarını bulacaksınız. (Sıralama dan sırasına göre fakat senseilerin isimleri rastgele yazılmıştır.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1-) <a title="Türk Aikido Ustası Nebi Vural Sensei'n web sayfası" rel="nofollow" href="http://www.abf.org.tr/tr/index.php" target="_blank">Nebi Vural sensei (7.dan):</a> </strong>29 Eylül 1951 de Ardahanın Çıldır ilçesinde doğdu. 15 yaşında savaş sanatları çalışmaya başladı, 1973 yılında Nobuyoshi TAMURA  Sensei ile birlikte Aikido çalışmaya başladı. 26 senedir fransada yaşayan Nebi vural, FFAB’de CEN(Charge D’enseignement National) ve Avrasya Aikido Organizasyonu’nun Teknik Direktörlüğü görevlerini sürdürmektedir. <span id="more-1083"></span>Her ay bir kez Fransa dışında farklı birçok ülkede dersler veren Nebi Vural Sensei, haftada iki gün kendi Blois Dojo’sunda eğitim vermektedir.</p>
<p style="text-align: center;"><p><a href="http://www.aikidoteknikleri.com/turk-aikido.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p></p>
<p><!-- adman --></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2-) <a title="Türk Aikido Ustası Ali San Sensei'n web sayfası" rel="nofollow" href="http://www.aikidoturkey.com/" target="_blank">Ali San sensei (6.dan):</a></strong> Kumagai Shihan’ın ilk öğrencilerinden olan Uludağ Sensei de 1982 yılından bu yana Aikido çalışmalarına aralıksız olarak devam etmektedir. Savaş sanatları eğitimine 12 yaşında Taekwondo ile başlayan Uludağ Sensei, 1982 yılına kadar Korean Karate, Çin Boksu, Shotokan Karate, Kai Koshin Kai Karate başta olmak üzere pek çok savaş sanatını çalışıp, eğitmenlik yapmıştır. 1982 yılında Kenji Kumagai Shihan’ın Türkiye’ye gelerek, Aikido çalışmalarına başlamasına öncülük eden grubun içinde yer almış, Türkiye’nin ilk aikidocularından birisi olmuştur. Bu tarihten sonra Kumagai Shihan ile birlikte Aikido çalışmalarına ağırlık veren Uludağ Sensei, 2003 yılında 5. dan seviyesine yükseltilmiştir. Uludağ Sensei, kurduğu Türkiye Aikikai Organizasyonu ile yurt içinde ve yurt dışında Aikido ile ilgili faaliyetlerini yürütmektedir. Merkezi İstanbul’da olan Organizasyon, Ankara ve İzmir’de Uluslararası Aikikai Vakfı (Honbu Dojo) ve Uluslararası Aikido Federasyonu’na bağlı olarak pek çok spor salonu ve üniversitede öğrenci yetiştirmektedir. Uludağ Sensei, 2004 yılından beri gönüllü olarak Aikido Humanitarian Active Network’ün (AHAN) Türkiye Genel Koordinatörlüğü görevini yürütmektedir.</p>
<p style="text-align: center;"><p><a href="http://www.aikidoteknikleri.com/turk-aikido.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3-) <a title="Türk Aikido Ustası Mustafa Aygün Sensei'n web sayfası" rel="nofollow" href="http://www.unitedaikido.org/" target="_blank">Mustafa Aygün sensei (6.dan):</a> </strong> Sensei&#8217;n kendisi tarafından yazılan bir nevi özgeçmiş olan makaleyi okumak için <a rel="nofollow" href="http://www.unitedaikido.org/index.php/site/maygun/bir_ceit_oezgecmi/" target="_blank">burayı tıklayınız</a>.</p>
<p style="text-align: center;"><p><a href="http://www.aikidoteknikleri.com/turk-aikido.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4-) <a title="Türk Aikido Ustası İhsan Özgün Sensei'n web sayfası" rel="nofollow" href="http://www.ozgunaikido.com/" target="_blank">İhsan Özgün Sensei (6.dan):</a> </strong> Kendisi Türkiye &#8216;nin ilk Aikido&#8217;cularından olup, Aikido&#8217;ya 1983 yılında Kenji Kumagai ile başlamış, 1983-1989 yıllarında 6 sene Kenji Kumagai ile kesintisiz Aikido çalışmış ve Türkiye&#8217;de Aikido&#8217;nun gelişmesinde büyük katkıları olmuştur. 1983 yılından beri Aikido çalışmalarını aralıksız sürdüren ve Aikikai-Tokyo Hombu Dojo&#8217;nun Shihan (usta öğretmen) ünvanını verdiği İhsan ÖZGÜN, 6.Dan diplomalıdır. Kendisinin ayrıca 8 yıllık judo geçmişi vardır.</p>
<p style="text-align: center;"><p><a href="http://www.aikidoteknikleri.com/turk-aikido.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5-) <a title="Türk Aikido Ustası Cevdet Çiner Sensei'n web sayfası" rel="nofollow" href="http://www.aikidosporkulubu.org/" target="_blank">Cevdet Çiner sensei (6.dan):</a> </strong>Kartal Aikido Spor kulübünün kurucusu ve eğitmenidir. Türk aikidosuna büyük oranda katkıları bulunmaktadır..</p>
<p style="text-align: center;"><p><a href="http://www.aikidoteknikleri.com/turk-aikido.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>6-) <a title="Türk Aikido Ustası Lemi Bağdatlılar Sensei'n web sayfası" rel="nofollow" href="http://www.aikishobu.com/lemi.htm" target="_blank">Lemi Bağdatlılar Sensei (5.dan):</a> </strong> Lemi Bağdatlılar savaş sporlarına olan ilgisi yüzünden 1970 yılında Masutatsu Oyama tarzı Kyokushinkai karate ile ilgilenmeye başladı. Yalnız çalıştığından, Tamashiwari ve Kata da ilerledi. Bu yıllarda Japon kültürü ile ilgilenmeye başladı. Daha sonra dört yıl Japonya’ da yasayan bir akrabasının teşviki ile 1972 yılında Aikido ya başladı. Bu yıllar kitap, belgesel araştırmalarına dayanan bireysel çalışmalar ve diğer sporlarla ilgilenen arkadaşları ile yaptığı Aikido çalışmaları ile geçmiştir. 1973 yılında İstanbul da Bayram Paşa Belediyesi’nin teşviki ile binanın altındaki solonda kurulan izcilik ve gençlik ve spor genel müdürlüğü izcilik ve boş zamanları değerlendirme müdürlüğünün açtığı kursta altı ay AIKIDO dersi verdi. 1978 e kadar Aikido yu tanıtıcı çalışmalar ve bireysel Aikido Çalışmaları yaptı. 1978 yılında askerlik hizmeti sırasında Heybeli ada Dz. Harp. Ok. Kom. da, tüm adalar Polis personeline açılan, ST. 21 / 150 yakın dövüş kursunda, tüm Adalar Polis personeline, ST. 21 / 150, yakın dövüş ve Aikido dersleri verdi. Daha sonra arkadaşı Ahmet Berkol’un spor salonunda 1982 yılında AIKIDO dersleri vermeye başladı. Bu yıl Japonya’ya Uluslararası Aikido Federasyonu Aikikai’ ye bir mektup yazarak kendini ve çalıştırdığı gurubunu tanıttı. Daha sonra 1983 yılı başında bir mektup daha yazdı. Bu mektuplara istinaden, 1983 Haziranında hocası Kenji Kumagai  ile tanıştı. Ve altı yıl süren yoğun bir çalışma temposuna girdi. 1995 yılında hocası Japonya’ya döndü. Lemi Bağdatlılar bundan sonra Aikido çalışmalarına ders vererek devam etti. 1999 yılında İhsan Özgün ve Yusuf Akyurt ile birlikte Aikido Federasyonunun kuruluş çalışmalarını yaptı.</p>
<p style="text-align: center;"><p><a href="http://www.aikidoteknikleri.com/turk-aikido.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>7-) <a title="Türk Aikido Ustası Yusuf Akyurt Sensei'n web sayfası" rel="nofollow" href="http://www.akyurtaikido.net/" target="_blank">Yusuf Akyurt Sensei (5.dan):</a> </strong> 1984-1985 yılları arasında Türkiye de görev yapan bir Japon firmasının Genel Müdürü &#8220;Kenji Kumagai&#8221; tarafından Aikido Sporuna ve ülkemize kazandırılmış Yusuf Akyurt Sensei siyah kuşak 5. Dan sahibi Aikido eğitmenidir.</p>
<p style="text-align: center;"><p><a href="http://www.aikidoteknikleri.com/turk-aikido.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>8 -) <a title="Türk Aikido Ustası Aytekin Karaca Sensei'n web sayfası" rel="nofollow" href="http://www.aytekinkaraca.com/" target="_blank">Aytekin Karaca Sensei (5.dan):</a> </strong>1980 Yılında Kung-fu(Wushu) sporuyla başlayıp 2. Dan &#8216; a kadar yükselmiştir 1986 yılında Aikido’ya Ali ULUDAĞ’la başlayıp uzun yıllar Kenji KUMAGAİ Senseiyle çalışma fırsatı yakalamış ve hala aralıksız devam etmektedir.Bu çalışmalarına Asıhara Karate’yi de ekleyip Karate de 4. Dan’a yükselmiştir.1980-1990 Yılları arasında vuruşlu sistemde müsabakalara katılmış ve dereceler yapmıştır. Aikido da 5.Dan 2.Kademe antrenördür.</p>
<p style="text-align: center;"><p><a href="http://www.aikidoteknikleri.com/turk-aikido.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>9 -) <a title="Türk Aikido Ustası Ayhan Kaya Sensei'n web sayfası" rel="nofollow" href="http://www.aikiturk.net" target="_blank">Ayhan Kaya Sensei (4.dan):</a> </strong>İstanbul Aikikai Organizasyonunun kurucusu ve Aikido school of ueshiba Türkiye başeğitmenidir. Kaya Sensei 4.Dan derecesini Mitsugi Saotome Shihan aracılığıyla ve Aikido World Federation (Hombu Dojo) ‘dan almıştır.</p>
<p style="text-align: center;"><p><a href="http://www.aikidoteknikleri.com/turk-aikido.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>10-) <a title="Türk Aikido Ustası İlker Sensei'n web sayfası" rel="nofollow" href="http://www.kimusubi.org/" target="_blank">İlker Sensei (4.dan):</a> </strong>Kimusubi Aikido organizasyonunun kurucusu olan İlker sensei, aikikai hombu dojodan 4.dan eğitmendir.</p>
<p style="text-align: center;"><p><a href="http://www.aikidoteknikleri.com/turk-aikido.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>11-) <a title="Türk Aikido Ustası Oğuzhan Ulvi Başkurt Sensei'n web sayfası" rel="nofollow" href="http://www.aikimode.com/" target="_blank">Oğuzhan Ulvi Başkurt Sensei (4.dan):</a> </strong>Aikimode Aiki Akademi&#8217;nin kurucusu ve baş eğitmenidir. İstanbul Teknik Üniversitesi&#8217;nden Gemi İnşaatı ve Deniz Yapıları mühendisliği mezunu olan Oğuzhan Başkurt şu an Işık Üniversitesin&#8217;de İşletme Yüksek Lisans (MBA) öğrencisidir. İTÜ Aikido kulubü&#8217;nün kurucu başkanı olan Oğuzhan Ulvi Başkurt Sensei 2003-2010 yılları arasında İTÜ&#8217;de ve 2010-2011 yılları arasında da İTÜ Ekrem Elginkan Lisesinde aikido ve budo eğitmenliği görevlerinde bulunmuştur.    2010 yılında 4. Levent&#8217;teki Aikimode Aiki Akademi Merkezinin kurulması ile İTÜ&#8217;deki eğitimlerini merkez bünyesine almış ve İstanbul&#8217;daki bir çok üniversitenin lisans,yüksek lisans ve doktora düzeyindeki öğrencilerini da ana merkezde toplayarak tüm üniversite öğrencilerine eşit mesafede bir aikido eğitim anlayışını geliştirmiştir .</p>
<p style="text-align: center;"><p><a href="http://www.aikidoteknikleri.com/turk-aikido.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>12-) <a title="Türk Aikido Ustası  Sevgi Aksoy Sensei'n web sayfası" rel="nofollow" href="http://www.sevgiaikido.com/" target="_blank"> Sevgi Aksoy Sensei (3.dan):</a> </strong>Türkiye&#8217;nin ilk kadın aikido sensei olan Sevgi Aksoy sensei Japonya Aikikai’den 3.Dan olup halen Kadıköy-İstanbul&#8217;da bulunan dojosunda aikido eğitimi vermektedir.</p>
<p style="text-align: center;"><p><a href="http://www.aikidoteknikleri.com/turk-aikido.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>13-) <a title="Türk Aikido Ustası  Hakan Karahan Sensei'n web sayfası" rel="nofollow" href="http://www.hakankarahan.net/" target="_blank"> Hakan Karahan Sensei (3.dan):</a> </strong>15 yıldır aralıksız Aikido çalışmalarını sürdüren Hakan sensei siyah kuşak 3. Dan sahibidir.</p>
<p style="text-align: center;"><p><a href="http://www.aikidoteknikleri.com/turk-aikido.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p></p>
<p><em><strong>Türk Aikido Ustaları yazısı devam edecektir&#8230;</strong></em></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aikidoteknikleri.com/turk-aikido.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aikido Stilleri</title>
		<link>http://www.aikidoteknikleri.com/aikido-stilleri.html</link>
		<comments>http://www.aikidoteknikleri.com/aikido-stilleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Jun 2010 03:40:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seragon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aikido Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[aikido hareketleri]]></category>
		<category><![CDATA[aikido izle]]></category>
		<category><![CDATA[aikido stilleri]]></category>
		<category><![CDATA[aikido türleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aikidoteknikleri.com/?p=1002</guid>
		<description><![CDATA[Aikido&#8217;nun kurucusu O&#8217;sensei Morihei Ueshiba&#8216;dan sonra bir çok aikido stilleri ortaya çıkmış ve günümüze kadar gelmiştir. Aşağıda günümüzde halen yaygın olarak çalışılan aikido stilleri bulunmaktadır. Aikikai Aikido : Bu stil, o&#8217;sensei çocukları tarafından devam ettirilen ve dünyada bir çok dojoda öğretilen öğrenim aşamalarının o&#8217;sensei&#8217;den sonra yumuşatılan bir sistemdir. Ayrıca bu dojolar aikikai federesyonuna bağlıdırlar. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start -->
<p><img style="border: #cccccc 9px double;" src="http://www.aikidoteknikleri.com/images/aikido-stil.jpg" alt="Aikido Türleri" width="125" height="157" align="left" />Aikido&#8217;nun kurucusu <a href="http://www.aikidoteknikleri.com/morihei-ueshiba.html">O&#8217;sensei Morihei Ueshiba</a>&#8216;dan sonra bir çok aikido stilleri ortaya çıkmış ve günümüze kadar gelmiştir. Aşağıda günümüzde halen yaygın olarak çalışılan aikido stilleri bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Aikikai Aikido</strong> : Bu stil, o&#8217;sensei çocukları tarafından devam ettirilen ve dünyada bir çok dojoda öğretilen öğrenim aşamalarının o&#8217;sensei&#8217;den sonra yumuşatılan bir sistemdir. Ayrıca bu dojolar aikikai federesyonuna bağlıdırlar. Bu federasyonun merkezi tokyodaki hombu dojodur. Türkiye&#8217;de yaygın olarak bu stil çalışılmaktadır.<span id="more-1002"></span></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Aikikai Aikido hakkında video</strong><br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="320" height="240" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.facebook.com/v/114628015245662" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="320" height="240" src="http://www.facebook.com/v/114628015245662" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p><strong>Combat Aikido</strong>: Bu stil, ülkemizde ve yurtdışında genelde kolluk kuvvetlerine öğretilen, öğrenim aşamasının sert olduğu, asıl amacın zanlıyı minimum zarar ile etkisiz hale getirmeye çalışıldığı bir aikido türüdür.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Combat Aikido hakkında video</strong><br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="320" height="240" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.facebook.com/v/107688242606306" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="320" height="240" src="http://www.facebook.com/v/107688242606306" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p><strong>Real Aikido:</strong> Sırp aikidoka Ljubomir Vračarević  tarafından kurulmuş olan savaş sanatıdır.  aikido, judo, jujutsu&#8217;nun tekniklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuştur. Genel anlamda aikido felsefesi ve dan/kyu sistemine sahiptir. Türkiye&#8217;de <a rel="nofollow" href="http://www.realaikidom.tr.gg" target="_blank">Sensei Mehmet Yılmazsoy</a> ve <a rel="nofollow" href="http://www.realaikido.net/" target="_blank">Sensei Çoşar Çoşkun</a> tarafından eğitimleri yapılmaktadır.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Real Aikido hakkında video</strong><br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="320" height="240" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.facebook.com/v/118728628168934" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="320" height="240" src="http://www.facebook.com/v/118728628168934" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p><strong>Kobayashi Aikido:</strong> Hirokazu Kobayashi tarafından kurulmuştur, Aikikai aikido arasında suwariwaza ve jo-bokken tekniklerinde farklılıklar bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Kobayashi Aikido hakkında video</strong><br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="300" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.facebook.com/v/120722474636216" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="300" src="http://www.facebook.com/v/120722474636216" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p><strong>Tomiki Aikido(Shodokan Aikido):</strong> Kenji tomiki sensei tarafından kurulmuştur. Eğitimlerde ağırlık olarak randori (çoklu saldırı-serbest saldırı teknikleri) ve katalar üzerinde durmaktadır. Bu sistem, teknikleri yapabilme bazında turunuvalar düzenlenmektedir. Bilindiği kadarıyla Türkiye&#8217;de bu stil üzerine dojo bulunmamaktadır.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Tomiki Aikido hakkında video</strong><br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="320" height="240" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.facebook.com/v/106472296061234" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="320" height="240" src="http://www.facebook.com/v/106472296061234" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p><strong>Iwama-ryu aikido:</strong> Saito sensei&#8217;in vefatından sonra dojonun başına geçen oğlu Hitohiro Saito Sensei 2003 yılında aikikai organizasyonundan ayrıldığını ve kendi organizasyonu olan IWAMA SHINSHIN AIKI SHURENKA kurduğunu ilan etmiştir. Iwama ryu aikidosundaki farklılık tekniklerin geçişlerinde vuruşlar vardır. O&#8217;sensein aikidosuna birebir sadık olduğuklarını beyan etmektedirler. Türkiyede <a rel="nofollow" href="http://www.iwama-ryu-tr.org/">Sensei Mehmet Doğu</a> tarafından iwama aikido eğitimi verilmektedir.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Iwama Ryu Aikido hakkında video</strong><br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="320" height="240" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.facebook.com/v/121058877935909" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="320" height="240" src="http://www.facebook.com/v/121058877935909" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p style="text-align: left;"> Kaynak : <a target="_blank" href="http://www.facebook.com/pages/Aikido-Teknikleri/113487222011851">Aikidoteknikleri.com Facebook grubu</a></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aikidoteknikleri.com/aikido-stilleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hakama</title>
		<link>http://www.aikidoteknikleri.com/hakama.html</link>
		<comments>http://www.aikidoteknikleri.com/hakama.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2009 00:28:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seragon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aikido Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[hakama anlamları]]></category>
		<category><![CDATA[hakama katlama]]></category>
		<category><![CDATA[hakama nasıl katlanır]]></category>
		<category><![CDATA[hakama nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aikidoteknikleri.com/?p=747</guid>
		<description><![CDATA[Hakama; pantolon etek arası japon geleneksel giysisi olup, Aikido&#8217;da sempailer ve senseiler tarafından antrenmanlar ve gösteriler sırasında giyilmektedir. Çoğu dojo&#8217;da siyah kemerden itibaren giyilmektedir. Yetenekli öğrencilere kahverengi kemerde hakama verilebilmektedir. Hakama, 5 öne 2 arkaya olmak üzere 7 katlamaya sahiptir ve her bir katlamanın taşıdı anlamlar vardır. Aşağıda bu katlamaların anlamları bulunmaktadır; Yuki (Cesaret) : [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: justify;"><img style="border: #cccccc 9px double" src="http://www.aikidoteknikleri.com/images/hakama1.gif" alt="Hakama" width="135" height="150" align="left" /><a title="Bkz. Hakama" href="http://www.aikidoteknikleri.com/aikido/aikido-ekipmanlari">Hakama</a>; pantolon etek arası japon geleneksel giysisi olup, Aikido&#8217;da sempailer ve senseiler tarafından antrenmanlar ve gösteriler sırasında giyilmektedir. Çoğu dojo&#8217;da siyah kemerden itibaren giyilmektedir. Yetenekli öğrencilere kahverengi kemerde hakama verilebilmektedir. Hakama, 5 öne 2 arkaya olmak üzere 7 katlamaya sahiptir ve her bir katlamanın taşıdı anlamlar vardır. Aşağıda bu katlamaların anlamları bulunmaktadır;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yuki (Cesaret) :</strong> Yenilgi korkusu olmadan, zorlukların, imkânsızlıkların üstüne gidebilme; korku, acı, tehlike ve belirsizlikle yüzleşebilme yeteneğidir Diğerlerinin bilip de korkudan gidemedikleri yolda yürüyebilmektir. Fiziki olduğu kadar, ahlaki cesareti de kapsar. Kendi etiklerini izleyebilme cesaretidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Jin (Merhamet) :</strong> Aynı zamanda iyi yüreklilik, teveccüh ve yüce gönüllülük anlamlarını da içermektedir. Köken, yaş, cinsiyet, görüş farklılığı veya kusurlarını gözetmeksizin, kişinin başkalarına gösterdiği ilgi ve alakadır. Güçsüzün ve başı dertte olanların yanında durmaktır.<span id="more-747"></span></p>
<p><!-- adman --></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Gi (Adalet):</strong> Yükümlülük sahibi olmak ve her durumda adil davranabilmektir. Onur ve doğruluk kavramlarını da içine almaktadır. Onur kavramı, kişinin kendisine ve başkalarına saygı duymasından geçer. Kişinin sözüne, yükümlülüklerine ve ideallerine sadık kalmasıdır. Doğruluk, kolay olduğu için değil, doğru, etik ve ahlaki olduğu için, doğru şeyi yapabilmektir. Sonucu ne olursa olsun, adaletten ayrılmamaktır.</p>
<p><strong>Rei (Nezaket):</strong> Nezaket, kişinin davranışlarıyla, sosyal pozisyonu ne olursa olsun, karşısındakine gösterdiği içten, samimi ilginin bir ifadesidir. Medeni iletişim, ifade ve davranışlarımızdaki nezaketle gelişir. Bu anlamda, nezaket, medeniyetin temelidir. Kendisine saygı duyulmasını bekleyen kişi, kendisine saygı duyarak yola çıkmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Makato (Dürüstlük):</strong> İçtenlik, güvenilirlik kavramlarıyla iç içedir. Gerçek dürüstlük, kişinin kendi imkanları ve yapabilirlikleri hakkında dürüst olabilmesidir. İçtenlik burada başlar. Bu bir sınır değil, bizi gelişmeye zorlayan bir başlangıç noktasıdır. Doğruluk değeriyle de ilintilidir. Doğruluk, konuşma ve davranabilme kalitesini ifade eder.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Chugi (Sadakat) :</strong> Kendi okuluna, ait olduğu gruba, aileye, vs, mutlak sadakat ve kurallara itaati gerektirir. Hocaya, kıdeme, dojoya, silaha, kamizaya saygıyı içerir. Kişinin ruhsal ve fiziksel doğruluğunu yansıtır. Dürüstlük, saygınlık ve sözünün eri olmak kavramlarıyla ilintilidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Meiyo (Onur):</strong> Doğruluk kavramı ile bir bütündür. Onur, ruhun asaletidir. Kişinin kendine, diğerlerine ve toplum kurallarına saygı göstermesidir. Onurlu olmak sözünün arkasında durabilmektir. Diğerlerinin ne yaptığına aldırmadan, doğru şeyi yapabilmektir.</p>
<p>Resimli olarak hakama nasıl katlanır görmek için <a title="Hakama Katlama (Resimli)" rel="lightbox[roadtrip]" href="images/hakama-katlama.jpg">tıklayın.</a></p>
<p style="text-align: center;">Aşağıdaki video nasıl hakama katlanacağını göstermektedir.<br /><p><a href="http://www.aikidoteknikleri.com/hakama.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p></p>
<p><em>Bu makalenin yazımında <a rel="nofollow" href="http://www.7erdem.org/default.asp?secim=4" target="_blank">Bursa 7 erdem dojo</a> web sayfasından faydalanılmıştır.</em></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aikidoteknikleri.com/hakama.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dojo Dışında Aikido</title>
		<link>http://www.aikidoteknikleri.com/dojo-disinda-aikido.html</link>
		<comments>http://www.aikidoteknikleri.com/dojo-disinda-aikido.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 17:18:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seragon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aikido Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[dışarda aikido yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[dojo dışı aikido]]></category>
		<category><![CDATA[günlük yaşamda aikido]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aikidoteknikleri.com/?p=644</guid>
		<description><![CDATA[Aikido’ya başlama sebebim ilk olarak Uzakdoğu sporlarının o çekici yanına olan merakım idi. Başladım. Fiziksel olarak çok güzel bir spor diye düşünüyordum. Daha öncelerinden çeşitli sporları ve dansları yaptığımdan ne büyük bir zorluk çektim ne de aikido ile becerilerimde büyük bir fark oluştu. Ama (!) aikidoya devam ettikçe bir şeyler değişiyordu. Mistik değişiklikler değil dediğim. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: justify;"><img style="border: 9px double #cccccc" src="http://www.aikidoteknikleri.com/images/practice-aikido-outof-dojo.jpg" alt="Dojo Dışında Aikido Yapmak" width="137" height="135" align="left" />Aikido’ya başlama sebebim ilk olarak Uzakdoğu sporlarının o çekici yanına olan merakım idi. Başladım. Fiziksel olarak çok güzel bir spor diye düşünüyordum. Daha öncelerinden çeşitli sporları ve dansları yaptığımdan ne büyük bir zorluk çektim ne de aikido ile becerilerimde büyük bir fark oluştu. Ama (!) aikidoya devam ettikçe bir şeyler değişiyordu. Mistik değişiklikler değil dediğim. Duruşum, davranışlarım ve etrafa bakış açım değişmişti. Sebeplerini tam olarak bilmediğimden ve daha çok bu değişimin yaşım ve çevre ile alakalı olduğunu düşündüğümden aikido ile bağdaştırma ihtiyacı duymadım.</p>
<p>Devam ettim aikido antremanlarına. 5. kyu ve sonra 4. kyu oldum, çeşitli gerekçelerden dolayı devam edemedim. Yaklaşık beş sene sonra tekrar antrenmanlara katılmaya başladım. Dışarıdan bakıldığında aslında bıraktım aikidoyu gibi gözükebilir. İlk başlarda ben de öyle zannediyordum. Fakat aslında aikido antrenmanlarına katılmadığım halde halen daha aikido yapıyordum. Nasıl mı? İşte aikido neymiş ne değilmiş sorularını mıncıklamaya başlamıştım. <span id="more-644"></span> <!-- adman -->Aikido alışkanlığımı, ilgili yazıları okuyarak, samurayların ve Japonların kültürleri ile ilgili çeşitli makaleleri veya popüler tarih yazılarını okuyarak tatmin ediyordum. Çok yakından fanatik gibi takip etmiyordum ama bağımı koparmadan, ihtiyacımı karşılayacak şekilde vakit ayırıyordum.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Zihin ile vucüt arasında bir ayrılık yoktur olamaz; işlenecek olan toprak zihindir ve onu islemenin yolu vucüt ile bütünlügünden geçer”</em></p>
<p style="text-align: justify;">İşte bu Zen felsefesinden bir alıntı benim için bir ışık yaktı. Artık aikido ile ilgili, zamanında aklımda kalan birçok taş yerlerine oturmaya başlamıştı.  Aikido yaparken tek bildiğim; her şart altında, her türlü saldırı karşısında, karşı tarafın donanımı ne olursa olsun ona karşı gelinebilecek bir durum yaratmak mümkündü. Antrenmanlarda bunu çalışıyorduk. Ama antrenman yapmadığım zamanlar dahi bunu alışkanlık edinmeye başladığımı fark ettim. En azından bilincine varmıştım. Saldırı illa ki elinde baltayla gelen bir kişiden olmuyordu fakat bir söz, bir davranış ve belki bir çıkmaz gibi gözüken bir durum. Dojoda ukeyi karşılarken taisabaki ile yanına geçip onunla aynı yöne bakabilmek ve ondan  sonra uygun görülen ki o an için birden fazla alternatifi olan teknik ile tamamen kontrol altında bir sonuca götürmek. İsterseniz öldürürsünüz, isterseniz sakatlarsınız, isterseniz sadece rakibin canını yakarsınız veya kendinizden uzaklaştırırsınız.</p>
<p style="text-align: justify;">Birisi ile tartışırken empati yaparak yani onun tarafından da olaya aynı yönde bakarak istediğiniz şekilde tartışmayı yönlendirerek seçeceğiniz bir sonuca götürmek. İsterseniz kavga edersiniz, isterseniz bağırırsınız, isterseniz kendi düşüncenizi anlatırsınız veya sadece dinler ya da tartışmaya girmez uzak durursunuz. Evet, aikido her zaman için geçerli olabilir. Her türlü aksi duruma, saldırı gibi düşünülerek aikido ile karşılık verilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Dojoya girdiğimizde devamlı fiziksel antreman yapıyoruz! Öncelikle kendi vücudumuzu kontrol etmeyi öğreniyoruz. Duygularımızın tamamen kontrolünde olan vücudumuzu kontrol etmeye çalışıyoruz. Mantığımız ile yaptırmak istediğimizi zaman zaman yaptıramadığımız vücudumuzu&#8230; Zihnimiz (mantığımız) ve vücudumuz (duygularımız) bir bütünlük içinde olması gerekiyor ki biz öncelikle kendimizi kontrol altında tutabilelim. Ukeyi kontrol etmek ancak bu aşamadan sonra düşünülebilir. Eğer bizim kontrolümüz kendi elimizde değil ise bizi karşı taraf veya durum gayet rahat düşürebilir. Duygularımızın mantığımızın önüne geçtiği anda zihnimiz bulanır ve içinde bulunduğumuz durumun içine çekiliriz; aynen dengemizi kaybettiğimiz anda hareketin içinden sıyrılamayarak ukenin bizi çekip beraber yere çakıldığımız gibi. Zen felsefesindeki bu bütünlüğü sağlayabilmek için antrenman yapıyoruz. Bütünlük sağlandığı zaman hareketleri doğru yapabiliyor ve aikidoyu dojo dışında (kavgada olmasa da) da kullanabiliyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Aikido’nun ilk ana düşüncelerinden biri: gelen saldırıya karşı çıkma; güçlü değilsen ezilirsin</em>. Fizikteki kuvvet yasalarına göre bileşke vektörlerin en büyük olduğu durum, iki kuvvetin eşdeğer olarak (ikisi de aynı yönde) toplanabildiği durumdur. Aikido’nun söylediği doğa yasaları ile gerçekten örtüşüyor. Dojoda çalıştığımız, gelen saldırıya karşı çıkmak yerine hareketin içine katılarak ona daha rahat yön verebilmek. Bazı şartlar oluşuyor ki insan, etten buttan haliyle karşı koyamıyor ki o zaman duruma karşı isyan edene kadar durumun içine katılarak yani onu yaşayarak kendini isteyeceği bir yere çekebiliyor. Tekne ile büyük denizlerde kocaman dalgalara karşı koyamayıp onların hareketine katılarak kendimizi çekmeniz gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">Ukemiz, bizim için antrenmanda beklediğimiz şekilde saldırır. Fakat bazen eksik yaptığımız hareketi farkettiği anda hareketin o anında tüm hareketi kendi avantajına çevirebilir. Samuraylar savaşa çıkmadan evvel sargılı yaralarının sargılarını açarak çıkarlarmış. Sebebi ise aynı ukemizin bizim açığımızı yakaladığında her seferinde oraya doğru saldırı yapması veya o anı kollayıp harekete geçmesi gibi rakibimizin bizim zayıf yönümüzü keşfettiği anda o tarafa yükleneceğidir. Kendimizin zayıf taraflarından bahsederken ikinci kere düşünmemiz gerektiğini bizim bu zayıflığımızı rakip kullandıktan sonra pişmanlıkla anlamış olmamıza gerek yok; bu alışkanlıktan biraz da kurtuluyor insan. Dojo da fiziksel olarak çalıştıklarımız ile günümüz yaşantısında bir sürü örnek daha türetmeye her seferinde çalışıyorum ve tabi ki türetilebilir de; burada belli başlı üç tane ana çıkış noktasından bahsettim ve birer örnek ile bağdaştırmaya çalıştım. Fakat akla gelen soru; “antrenmanlar fiziksel olarak yapılıyor da bu hayali bağdaştırma nedir” olabilir. Önceden bahsini ettiğim beden ve zihin uyumu. İlk başlarda bahsettiğim kendimde farklılaşan duruş, davranış ve bakış açısı.</p>
<p style="text-align: justify;">Samurayların kabullendiği tek kural var o da ölümden korkmamaktır. Bu şekilde bir formasyona sahip olmak ve aikidodaki gibi her duruma karşı birden fazla çözüm türetebilmenin getirdiği kendine güven ve bu güven sayesinde sakin bir duruşa sahip olmak. Her an bir saldırıya karşı tetikte olabilmek ve saldırı anında kontrollü davranabilmek. Bunların sayesinde her türlü olaya karşı emin olarak bakabilmek. İşte antrenmanlarda fiziksel çalışmalarımız belki savaş sanatlarında her zaman için gerçek silahlı saldırılara karşı teknikler olsa da bunların hepsinin özünde aynı düşünce yapısı var ve kişiye kazandırdığı alışkanlıklar her zaman için aynı ve geçerli. Teknikleri fiziksel olarak becerebildiğimiz zaman duruşumuz, davranışlarımız ve bakış açımız kendiliğinden değişiyor. Çünkü ne de olsa bir duruma karşı tepkiyi hep istem dışı-refleks olarak bedenimizle (duygularımızın kontrolü altında olan) veriyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bedenimizi kontrol edebildiğimiz zaman, alışkanlık veya refleks haline gelen aikido ile tepki verebildiğimiz zaman duruşumuz, davranışımız değişmiş oluyor ki o zaman da bakış açımızı çok daha mantıklı kurabiliyor ve koruyabiliyoruz. Bunun mükemmele gitmesi için ise Aikido’nun Do’su olan yolu, usanmadan yürümeye devam ediyoruz; sonunun olmadığını bilerek, benimseyerek.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu yazı Arda Kocaman tarafından yazılmıştır.</em></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aikidoteknikleri.com/dojo-disinda-aikido.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aikijutsu ve Jujutsu</title>
		<link>http://www.aikidoteknikleri.com/aikijutsu-jujutsu.html</link>
		<comments>http://www.aikidoteknikleri.com/aikijutsu-jujutsu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2009 09:58:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seragon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aikido Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[aikido gizli teknikler]]></category>
		<category><![CDATA[aikijutsu]]></category>
		<category><![CDATA[daito ryu]]></category>
		<category><![CDATA[jujutsu]]></category>
		<category><![CDATA[savaş sanatları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aikidoteknikleri.com/?p=471</guid>
		<description><![CDATA[Bir milyon yıl önce, dünyanın ilk insanı oturdu, yemeğini yedi; sonra dünyanın ikinci &#8220;Homo Erectus&#8221; unun kafasına bir taşla vurdu ve yemeğini aldı ve böylece 800cc’lik beyin dokusunun ezilmesiyle ego ve kendine hükmetme kavramı ortaya çıktı. Daha sonraki bir milyon yıl boyunca bu kişisel zıtlaşma teorisi “çabuk ve faydalı sonuçlar almak için kuvvetin doğrudan uygulanması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- google_ad_section_start -->
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><img style="border: 9px double #cccccc" src="http://www.aikidoteknikleri.com/images/aikijutsu-jujutsu.jpg" alt="Aikijutsu" width="151" height="113" align="left" /></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Bir milyon yıl önce, dünyanın ilk insanı oturdu, yemeğini yedi; sonra dünyanın ikinci &#8220;Homo Erectus&#8221; unun kafasına bir taşla vurdu ve yemeğini aldı ve böylece 800cc’lik beyin dokusunun ezilmesiyle ego ve kendine hükmetme kavramı ortaya çıktı.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Daha sonraki bir milyon yıl boyunca bu kişisel zıtlaşma teorisi “çabuk ve faydalı sonuçlar almak için kuvvetin doğrudan uygulanması “fazla değişmedi. Her nasılsa herhangi bir yerde herhangi birisi farklı bir fikir ortaya attı. Kuvvetin dolaylı olarak uygulanması. Sabır ve mantık gerektiren bu teorinin sonuçları doğru uygulandığında daha az güçle daha etkili sonuçlar verdi.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Bu başarılar daha derin araştırmaları tetikledi. Yeni tekniğin en büyük sorunu çok zor olmasıydı. Kaba bir silahın kafaya vurulmasıyla kuvvetin doğrudan uygulanması gayet işlevselken; kuvveti dolaylı uygularken çok fazla dikkat ve sabır gerekiyordu. Daha sonraki yüzyıllarda ve bin yıl boyunca, planlı olmasa da şansla bazı başarılar elde edildi.<span id="more-471"></span>  Kuvvetin direk uygulandığı metoda göre, bu yeni dolaylı teknikler adeta büyülü gibiydi. Bundan sonra jujutsu olarak adlandıracağım birçok dolaylı teknik yazılı tarih öncesine dayansa da, iç yapısı ve geliştirilmesi üzerine derin çalışmalar için görece olarak daha yerleşmiş ve daha barışçıl bir toplum yapısı oluşması gerekiyordu. Bu gecikme zaman yetersizliğinden &#8211; araştırmalara göre klasik bir avcı toplumda bir avcının haftalık çalışması 7 saatti ya da ihtiyaç duyulmadığından değildi. Aktif bir savaşçı bariz olarak elde edebileceği bütün avantajlara ihtiyaç duyardı. Teknik gelişimde ki gecikmenin sebebi ihtiyaç duyulmaması ya da zaman azlığından değildiyse neydi? Medeniyet beraberinde üretimi getirir ve barışçıl bir medeniyette üretimde miktar ve çeşit artışı olur. Aynı zamanda, yeni ve daha iyi malların oluşmasıyla, insanda bu yeni malların en iyisine ve fazlasına sahip olma isteği oluşur. Bu istek &#8220;statü&#8221; kelimesine yeni bir anlam kattı.</p>
<p><!-- adman --></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">İlkel ve vahşi bir kültürde, statü kas gücüyle kazanılır. Yaşlı birey de uzun süre hayatta kalabildiği için bir statü sahibidir. Kültür daha medenileştikçe, mühendislik ön plana çıkar, yeni şeylere ihtiyaç vardır ve mühendis onları oluşturur. Medeniyet geliştikçe, asker ve mühendis herhangi bir yardımcıdan daha çok önem kazanır. Artık o bir üretici ya da koruyucu değildir, sosyal bir öneme sahiptir.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Konfüçyüs ve Lao Tsu&#8217;nun öğretilerinin Japonların Jujutsu tarzı sanatları Çin ve Okinawa tarzı vuruşa dayalı tekniklere tercih etmesinde göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir rol oynamasına rağmen, Japonya’daki Tokugawa döneminin de en az bu öğretiler kadar bu tercihte etkisi olmuştur.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Her zaman söylenen &#8221; tarih çalışmaları çoğunlukla askeri tarihten ibarettir&#8221; lafı hiçbir yerde Japonya’dan daha fazla doğru değildir. Her zaman savaşçılar var olmuştu ve her zaman en az birkaç tane, savaşçılardan oluşan devlet olmuştu. Fakat Japonya, beşyüz yıl boyunca yoğun bir savaşçı etkisi altında yaşadı, bunu üçyüz yıllık bir savaşçı yönetimi takip etti. Bu durum savaşçılığın fiilen ve kanunen bir kast olmasına sebep oldu. Statünün, devam etmesi için korunması gerekir ve buda ciddi bir şekilde olmalıdır. Sıradan insanlar vurur, bu yüzden vurmak Samuraylara göre değildi. Onlara, kendilerini kitlelerden farklı kılacak bir metod gerekliydi ve Jujutsu teknikleri bunu sağladı. Daha önce bahsedildiği gibi; doğru uygulandığında büyülü gibi görünür ve teknikleri uygulayan insanı kitlelerden üstün kılar. Tokugawa dönemi, savaşçılara bu tür sanatları çalışmaları ve geliştirmeleri için gereken zaman ve sosyal statüyü sağlamıştı, sonuçlar onlarında hayallerinin ötesindeydi.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Tekniğin karmaşıklığı güç kullanmadan kontrol sağlıyordu. Efsaneye göre; Minamoto Yoshiie&#8217;nin kardeşi Shinra Saburô Minamoto Yoshimitsu (1057-1127) atemi ve kansetsu vaza tekniklerinin derinliklerini savaşta ölen askerlerin cesetleri üzerinde çalıştı.(atemi waza = hayati noktalara yapılan vuruş teknikleri, kansetsu waza = eklem kırış teknikleri) Aynı efsane Yoshimitsu&#8217;nun bir örümceğin avını ağında yakalamasını izleyerek aydınlandığı da söyler.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Öğretileri daha sonra Minamoto ailesinin Takeda koluna aktarılır ve bugünün &#8220;aikido&#8221;sunun çekirdeğini oluşturur. Aktarılan sadece bir grup teknik değildi. En azından aynı oranda önemli olan yöntem bilgisiydi. &#8220;Uygun teknik, bilimsel araştırmayla ortaya çıkar.&#8221; Jujutsu teknikleri Yoshimitsu&#8217;dan öncede vardı ve o öldükten sonrada var olmaya, gelişmeye devam etti. Eklem manevraları; hiç bir savaş sanatında, Takeda evinin geleneksel sanatında olduğu gibi derinlemesine çalışılmamıştır. Diğer stillerde, doğru ve başarılı olarak yapılan teknikler tatmin edici bulunsa da, Takeda sanatında bilimsel araştırmaya dayalı bir gelenek vardı. Yediyüz yıl boyunca, sayısız öğrenci her tekniği en ince detayına kadar çalıştı. Sonuçlar en iyi Morihei Ueshiba nın Daito-ryu&#8217;dan bahsederken ki sözleriyle açıklanabilir : &#8221; birçok tekniği var ve teorisi çok derin.&#8221;</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">İnsan vücudunda sınırlı sayıda hareketi yaratan, sınırlı sayıda kas ve sınırlı sayıda kas-kemik bağlantısı vardır. Bu gerçek ışığında; insan vücudunun belirli yönlerde uygulanan kuvvetlere karşı dayanamayacağı açıktır. Bu yönlere doğru enerji uygulayarak, çok az bir güçle bir insanın kontrol altına alınabileceği keşfedildi ve daha da ileri giderek, belirli şekillerde, insanın kendi ağırlığının karşısındakini kitleyebilmesi için gereken enerjiyi sağladığına varıldı ve bu da jujutsunun bir dalı olan &#8220;gölge kitlemeleri&#8221; kage-osae olarak bilinen tekniklerin keşfini sağladı.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><em>Güç harcamadan yapılan kontrol zihnin gelişmesini sağlar.</em></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Bu gelişmiş savaş tekniklerinin fizyolojik faydaları açıktır: az güç gerektirdiği için yaşlı bir daimyo(feodal lord) genç bir savaşçıyı fiziksel olarak kontrol edebilir ve bu da daimyo’nun statüsünün korunmasıdır. Teknikleri yapmak için gereken tecrübe ve kesinlik için yıllarca çalışılması gerekliliği genç savaşçıların gerekli fiziksel prensipleri bilseler bile teknikleri yapabilmelerini imkânsız hale getiriyor ve buda daimyo&#8217;nun statüsünü daha korunaklı kılıyordu. Teknik mükemmelliğe giden yolda ilginç birşey oldu. Vücut bir tekniği çok az bir güç harcayarak ya da hiç güç harcamadan yapabilir hale geldiğinde, teknikte gereken zihinsel eforda oransal bir azalma olduğu ortaya çıktı. Zihin farklı şeyler düşünebilecek şekilde özgür kaldığında dikkati düşmanın üzerine değil de düşmanın ötesine yoğunlaştırmanın çok daha güçlü bir teknik yarattığı ortaya çıktı. Bu durum aiki-jujutsu olarak adlandırıldı. Aiki kelimesi &#8220;bir olan ruhlar&#8221; olarak tercüme edilebilir. Aiki kelimesinin kullanılması saldıranın ve savunanın ruhlarının; eşitlik üzerine değil fakat savunanın, saldıranın zihninde tam bir kontrole sahip olduğu bir şekilde birleştiği anlamına gelir. Savunan artık rakibinin vücudu üzerindeki mutlak kontrolü yeterli görmüyor, onun ruhunu kontrol ediyordu. Bu tamimiyle nüfuz sahibi bir insanın bu nüfuzu koruması için gereken şeydi.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Zihnin yukarıda bahsedilen gelişmesi aikijutsu ve jujutsuyu birbirinden ayıran ilk önemli noktadır. Zihin; teknik ve bu tekniğin saldıran üzerindeki etkisine yoğunlaştığı sürece yapılan şey jujutsudur.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><em>Zihnin gelişmesi benliğin yokluğuna götürür.</em></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Ben kavramını yaratan, kişiliğin sayısız öğelerinden biri olan ego; insanın varlığında merkezi bir noktadır. Tepki ya da kendiliğinden olsun insanın her türlü hareketi bu noktadan çıkar. İnsanların büyük çoğunluğu kendisinden başka birşeyi düşünmez, her türlü hareketi ve tepkisi bencilliğinin bir fonksiyonudur. Zihin ki nobashi ile serbest kaldığında, kendi kendinin farkındalığını da kaybeder ve bu da bensiz bir varlık yaratır. Durum hakkında kendi kişisel fikirlerine göre öznel davranmak yerine durumun gerektirdiği şekilde nesnel davranabilen bir insan yaratır. Ortaya çıkan zihin durumuna &#8220;mushin&#8221; denir.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Çok bilinen bir Zen öyküsünde şu sorulur: &#8221; Eğer ormanda bir ağaç devriliyorsa ve onun sesini duyacak hiç kimse yoksa hala ses var mıdır?&#8221; Aynı soruyu bensizlik kavramına uyarlarsak &#8221; Eğer varsan ve bunun farkında değilsen hala var mısındır?&#8221; İleri düzey aiki-jujutsu çalışanlar bu soruya büyük bir hayır derler çünkü onlar bahsettiğimiz anlık benlik yitimini tecrübe etmişlerdir. Bir teknik kazara da olsa mükemmele yakın yapıldığında, her zaman anlık bir benlik yitimi oluşur.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><em>Boşluğa benzer bir bensizlik.</em></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Birşeyiniz var iken onu atın ve geriye bir boşluk kalır. Saldırıya fiziksel mücadeleyle karşılık verecek biri yerine, benliğini kaybetmiş biri tarafından kontrol edilmenin çok daha ezici bir etkisi vardır. Tıpkı karanlıkta merdiven çıkarken, olmayan bir basamağa ayağını uzatıp ta sendelemek gibi, saldıran da tekniğin içine düşer. Sonuç Aikido Şakası olarak nitelenen, saldıranın ne olduğunu anlayamadığı, sinirlendiği ve haline güldüğü bir durumdur. Çok eski efsanevi haritalarda &#8221; Ejderhaların yaşadığı yerler&#8221; i gösteren simgeler bulunur. Boşluk olma, benliğini yitirme üzerine araştırmalar da buna benzer sonuçlara vardı.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><em>Bensizlikten, boşluktan gelen kuvvet.</em></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Benliğin farkındalığı varlığın bilincine ulaştırır. Bu bilinç, bilinçaltı olabilir, fakat insanın her zaman farkında olacağı sınırlar yaratır. Yapabileceklerinin sınırlarını bileceği için, bu sınırları aşmayı denemeyecektir.  Bensizlikte, bu tür sınırlamalar yoktur ve sonuç olarak enerji sonsuzdur. Bu yeni güç kaynağı, nefes gücü (kokyû-chikara) olarak adlandırıldı çünkü insanın esrarengiz bir kaynaktan güç solurmuş gibi, fiziksel kabiliyetlerinin ötesine geçmesini sağlıyordu. Doğada ki besin zincirinde yukarıya çıkıldıkça, enerji yoğunluğu daha da artar, bu yüzden bir otobur tüm gününü otlanarak geçirirken, etoburların haftada bir ya da iki kez beslenmesi yeterlidir. Japonlar, tüm canlılarda bulunan bu yaşam gücüne &#8220;ki&#8221; derler. &#8220;Ki&#8221; bir varlıkta kabul edilen sınırlardan da fazla yoğunlaştığı zaman &#8220;kiai&#8221; olarak adlandırılır.&#8221;Ai&#8221; ; ai fiilinin bağlaç kökünün burada &#8220;birleşmek&#8221; anlamına gelmediğine dikkat edilmelidir; &#8220;ai&#8221; nin bileşik bir kelimede ikinci parça olarak kullanılması vurgu yapmak içindir. Kiai bu yüzden &#8220;birleşmiş ruh&#8221; yerine &#8220;ruh&#8221; olarak tercüme edilmelidir. Benliğin bensizliği; bir çelişkidir. Benlik kavramından kurtulmuş bir varlık, elde edebileceği gücü idrak ettiğinde, hayata bakış açısı tamamen değişir. Bu farkındalık nasıl mümkündür? Bu sorunun cevabı, mutlak gerçeklik kavramında; Taocu felsefede yatmaktadır. Bu kelimelerle ifade edilecek rasyonel bir bilgi değildir, bu akla aykırı Zen farkındalığı; sadece tek elle yapılan alkışlamayı anlamaktır.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Bu tür ifadeler, okurun yeterli çalışmadan sonra anlayabileceği şeklinde çekici hale getirilebilecek bir tür kaçış, filozofik uydurma, anlaşılmaz teknik dil, fiziksel kabiliyetleri mistik çağrışımlarla doldurmak için kullanılan yabancı terimler gibi görünse de, Takeda sanatının çekirdeğini oluşturan bilimsel araştırma geleneği unutulmamalıdır. Anlatım gizemli gelebilir, fakat sonuçlar bilimin; &#8220;tekrar edilebilir ve ölçülebilir&#8221; olabilme şartını sağlar. Güç &#8220;kiai&#8221;yi oluşturur, &#8220;kiai&#8221; de &#8220;aiki&#8221; yi.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Evren etki tepkinin bir ölçütüdür. Kişisel savaş evreninde, bu etki ve tepki kafaya kaba bir silahla yapılan basit bir vuruşla başlar, &#8220;aiki&#8221; ile biter. &#8220;Aiki rakibi tek bir bakış, hareket ile etkisiz hale getirmektir&#8221; sözleriyle Takeda Sôgaku Minamoto Masayoshi (1860-1943) bunu açıklar.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Kişi, bu basamaklarda yükselince, &#8220;jujutsu&#8221; dan &#8220;aiki-jujutsu&#8221; ya, &#8220;aiki-jujutsu&#8221; dan &#8220;aiki-jutsu&#8221; ya ulaşınca kendisinde bir güç yaratır. Bensizlikten gelen, saldırıyı henüz gerçekleşmeden engelleyebilen bir güç. Bilimsel olarak ölçülemediği halde, bilimsel metodlar kullanılarak yaratılmış olan bu güç, bir kez hissedildi mi yok olması söz konusu değildir. Aiki olmak, çok ve çekici dayanılmaz bir tecrübedir. Karşısındakine mani olmaya çalışır, fakat yumruk havaya kalktığında garip fakat güçlü bir boşluğa dönüşür ve zayıf ses fısıldamaya devam eder &#8220;Ejderhaların yaşadığı yer&#8221;&#8230;</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><em>Ahlak ikilemi.</em></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Aikinin fiziksel eğitimin son noktası olarak çalışılması sadece Daito-ryu ve türevleriyle sınırlı değildir, özellikle kılıç sanatları olmak üzere, birçok diğer sanatta buna ulaşmaya çalışır ya da en azından kabul eder, fakat sadece Takeda ailesinin gizli sanatında <em>(hijutsu=gizli sanat)</em> aiki üzerine çalışmalar bu kadar titizlikle yapılmıştır. Öğretinin sonuçları; askeri bir diktatörlük için tahmin edilemez bir değerdeydi. Yöneten kast; alt sınıfların ölüm ve yaşamlarına karar verme hakkına sahipti ve toplumun büyük bir kısmı insan olarak sayılmıyordu, böylesine vahşi ve sınırsız bir enerji 20. yüzyılda bir ahlak ikilemi yarattı. Nesnel bir değerlendirme açık bir şekilde bu tür felsefi bir ikilem yaşayan insanın aiki olamadığı sonucunu doğurur, benliğini yok edebilmiş bir insanda ahlak yoktur çünkü ahlak bir bireyin davranışlarının, diğerlerini nasıl etkileyeceğinin farkında olmasına bağlıdır. Bununla birlikte aiki yolunda büyük ilerlemeler kaydedebilmiş insanlar da bu sanatın yarattıklarıdır.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Bunun da en iyi örneği Morihei Ueshiba(1883-1969)dır. Ueshiba&#8217;nın Daito-ryu bilgisi ve yüksek fiziksel seviyesi Deguchi Onisaburo&#8217;nun kendisini Omoto Tapınağında ders vermesi için davet etmesini sağlamıştı. Ortaya atılan; Ueshiba’nın eğiteceği öğrencilerden oluşacak bir ordunun din yayma amacıyla kullanılacağı iddiası çok yersizdir. Tapınakta yaşamaya başladıktan sonra bu yeni din Ueshiba&#8217;yı çok derinden etkiledi. Omoto-kyo dinine yakında bir &#8220;ütopya&#8221; geleceği inancı hakimdir ki bu da çiftçi bir ailenin bireyi üzerinde dayanılmaz bir çekiciliğe sahiptir. Sonuç olarak, bu öğretiler kısa sürede Takeda gelenekleriyle kaynaştı ve ortaya birbiriyle çelişir gibi görünen, bensizlik kavramından gelen güç ve evrensel bir ahlak anlayışını birleştirdi. Ueshiba’nın amacı Aikido; kişinin bensizlikle elde ettiği etrafını tamamen kendi kontrolüne veren sınırsız güç yerine, kişinin hareketlerinin ütopik bir idealle harmoni haline getirmesidir. Bu açıdan bakıldığında Aikido, temelde yapılan bir düzenleme olarak düşünülebilir: saf sanatın getirdiği psikolojik gücün sınırlandırılması ve yeni bir hedefe yönlendirilmesi; bir kişinin durumunu düzeltmek yerine tüm toplumun durumunu düzeltme hedefine yönlenmesi.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Ahlak olarak bakıldığında Aikido, Aiki-jutsu ya göre çok üstün olmasına rağmen, bu doğal sınırlandırma kimi insanlara rahatsız edici gelebilir. Gerçekten de birçok insan eski olma ve kaliteyi karıştırarak daha eski olduğu için eski yolu izlemeyi tercih ediyor. Kimisi de sınırsız gücünün çekiciliğine kapılıp bu yolu tercih ediyor. Ahlak tartışmasını yaparken, aiki tekniklerinin hiçbirşey yapmayıp karşımızdakini de hiç birşey yapmamaya zorlayarak sorunu çözmek olduğunu unutmamalıyız.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><em>Sonu olmayan yol.</em></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Birçok kez katledilmiş; Temel Jujutsudan, saf Aiki’nin ruhani dünyasına kadar olan uzun bir yol. Kimisi kafaya basit bir darbe vurmaktan öteye gidememiş, kimisi bir kaç adım daha atıp kendisini yolda kaybetmiş. Fakat sihir hala orada. Öyle bir sihir ki, bir kez yaşandı mı, çok ufak bir an için bile olsa, kişiyi ipekten bir ağla tuzağına düşürür.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Yolun sonu nerede? Bu sorunun cevabını ancak her insan için kendisi için bulabilir. Henüz amacı görebilecek kadar yol alamamışlar, amaca ulaşmış ve kaybolmuş olanlar&#8230; Mükemmel bir aiki ustasının ilahi tekniği, bir kılıcın altına yatıp kafasının kesilmesini beklerken ölümü ve olacakları umursamamaktır. Böyle bir ustanın kafasına kılıç darbesi vuracak bir insanı hayal etmek bile zordur&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu yazı Fredrick John Lovret tarafından yazılmış, Erinç Karatoprak tarafından Türkçeye çevrilmiştir.</em></p>
<p><!-- google_ad_section_end --></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aikidoteknikleri.com/aikijutsu-jujutsu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

