Aikido’da silahların kullanılması

EÄŸer kılıç tekniÄŸini deÄŸil de, prensiplerini öğreniyorsak, niçin kılıç ve diÄŸer eski silahlarla (jo, tanto, bokken…) antrenman yapıyoruz? Niçin artık kullanılmayan, eski, modası geçmiÅŸ ve günümüzde anlamını yitirmiÅŸ silahlar kullanıyoruz?” diye merak edebilirsiniz.
DoÄŸru, günümüzde artık kılıç, sopa ve mızrak kullanmıyoruz. Bu günkü dünya arenasında sergilenen, ÅŸaşırtıcı savaÅŸ füzeleri bir yana, iyi niÅŸan almış en ilkel bir tüfeÄŸe karşı bile, bu tarz eski silahların faydasız olduÄŸuda da doÄŸrudur ve tabi ki burada bizler, tek başına kılıç kata’larını deÄŸil, Aikido prensiplerini ve bilincini öğreniyoruz. Yine’de ben silahlarla çalışmanın, el-ele tekniklerle keÅŸfedilmesi zor olan, bir takım özel bakış açıları kazandırdığına inanıyorum. Bunlardan bir tanesi, silahların çalışma yoÄŸunluÄŸunu arttırmasıdır. Bir kılıç veya sopa darbesi almak el darbesine göre çok daha can acıtıcı ve tehlikelidir. BoÅŸ el ile çalışmada kiÅŸinin bencilce sertleÅŸmesi mümkündür. Bu ÅŸekilde partnerinize, olmanız gerekenden daha kaba davranmaya baÅŸlaya bilir ve ona verdiÄŸiniz acıyı görmeye bilirsiniz.
Silahlarla çalışmaya başladığımızda, kısa zamanda, dikkatsiz, saldırgan ve zorbaca davranışların, bir faciaya yol açabileceği bilincine varırsınız.
Hem kendiniz, hem de partneriniz için acı ve yaralanma olasılığının farkında olursunuz. Hem kendinizi korumaya, hem de partnerinize zarar vermemeye, daha çok özen gösterirsiniz. Bir baÅŸkasının acısını görüp, hissetmek ve partnerinize merhametli davranmak, “Ai” geliÅŸtirmede önemli bir adımdır.
Silahlı çalışmalarda yararlanmaları önlemek için, konsantrasyonu, tetikte olmayı, zamanlamayı ve kararlılığı öğrenmeniz şarttır. Bütün bu kaliteleri kazanmak hem Aikido çalışmaları, hem de bir insan olarak göstereceğiniz performans açısından faydalıdır. Zamanlama, denge, sezgi ve muhakeme hisleriniz silahlı çalışmalarda çok önemlidir. El ele çalışılan tekniklerde bazen önemsemediğiniz, hatta farkına bile varmadan yaptığınız dikkatsiz ve dağınık teknik çalışmalarını, silahlı çalışmalarda yapamayız. Silahlı çalışmalarda, eşlerinize saygı duyarsınız. Onlara saygılı ve dikkatli olmazsanız, kasıtlı olmasa da azımsanamayacak derecede, zarar verebilecek potansiyele sahiptirler. Silahlar harika birer dengeleyicilerdir. Sizin iri yarı, yapılı ve güçlü biri olduğunuzu düşünün. Bir önceki çalışmada, zevkle minderin üzerinde yerden yere vurduğunuz, o narin bayan şimdi elindeki bokken (tahta kılıç) ile size karşı avantajlı bir konumda olabilir!
El ele tekniklerde, eşlerinize karşı kullanmayı sevdiğiniz, üstün ağırlığınız şimdi hızınızı keserken, o ise hareketlerinde hızlı ve keskindir. Kas gücünüze olan hayranlığınız yüzünden zamanla, hassaslık ve sezgi yeteneklerinizi geliştirmemiş olabilirsiniz, ancak o yapısına ve gücüne güvenmediği için sıkı çalışarak, bu saydığımız yetenekleri kazanmıştır.
Silahların size alçak gönüllülüğü öğreten ve bir hatanın ölümcül bedelinin farkına vardıran bir yanı vardır. Son olarak, Aikido’da kullandığımız, demode silahların doÄŸasında büyük deÄŸerler ve öğreteceÄŸi önemli dersler vardır. Kılıç veya bıçak gibi bir silahın, modern silahlarda olmayan bir niteliÄŸi vardır. O “ÅŸahsi”dir. Günümüzde dünyanın öbür ucuna bir füze gönderdiÄŸinizi düşünün! Öldürülen insanların cesetlerini, yaralarını ve acılarını ne hisseder, ne de görürüz. Ve hiç bir zaman, kurbanınızın gözlerine bakmak zorunda kalmazsınız. Oysa kılıç kullanırken düşmanınızla yüz yüze gelirsiniz. Acının ve rakibinizin canlı bir insan olduÄŸunun gerçekliÄŸini görürsünüz. Tabii ki günümüzde modern Dojo’larda kimseyi öldürmek için kılıç sanatını öğrenmeyiz, bunu istemeyiz de… Ancak silahların kullanılması size yaptığınız çalışmanın ciddiyetini ve kontrolsüz saldırganlığın feci sonuçlarını öğretir. Silahlı çalışma, hem merhametli, hem de sinirlerinize sahip olmayı öğretmelidir. Aynı zamanda, bu eski silahlar size çatışmanın başından, sonuna kadar seçme hakkı tanır. Bir tabancayı ateÅŸlediÄŸinizde, artık bunun hiç bir geri dönüşü yoktur. Ölümcül kurÅŸunu geri döndüremezsiniz. Ancak zamanı geri almanız gerekir ki bu da imkânsızdır. Kılıç size, affetme seçeneÄŸini sunar. Kontrolü ele geçirdiÄŸinizde düşmanınızın, yaÅŸamını bağışlayabilirsiniz. Kılıç ve Jo ile yaptığınız çalışmalarda, bu bakış açısını kavrarsanız, bu size saldırganlığınızı kontrol etmenizde yardımcı olacaktır. Böylece daha barışçı bir bilinç geliÅŸtirirsiniz ve amacınız zafer kazanmak deÄŸil, kavgayı sona erdirmek olur.
Özetle silahlar sizin ruhunuzu eÄŸitir. Rafine eder ve bir çok ÅŸeyden arındırır. Silah sizin fiziksel menzilinizi geniÅŸletirken, onu kullanmanız sizin psiÅŸik kavramınızı geniÅŸletir ve Aikido çalışarak edinmek istediÄŸiniz kavramlara geçerlilik kazandırır. Sonunda sizi, O Sensei’nin Bokken ile yapacağı bir ritüel dans öncesi yaptığı, kılıcın sembolik önemi hakkındaki sözleri ile baÅŸ baÅŸa bırakmak istiyorum. Silahla yaptığınız çalışmalara devam ederken, bu sözleri hatırınızda tutun, belki de kılıcınız size, bilincinizi evrensel gerçeklere baÄŸlamanızda da yardımcı olacaktır.
Aikido insan ruhunu eÄŸitir ve barışın yüce manasına davet eder. Bu bokken’i elimde tutmakla evrenin enerjisini topluyorum. Bu “Ki” yi kendimde biriktiriyor ve Bokken’imle tüm kötülükleri kesiyorum. Bu, kutsal “Misogi harai” tekniÄŸidir. Sevginin ve bilgeliÄŸin ışığını yüzünüzde gösterebilmelisiniz. Aksi halde gerçek ‘Bu’ ruhunu elde edememiÅŸsiniz demektir. Bizler kılıcın ruhunu yansıtmalı ve sonsuz boÅŸlukla bütünleÅŸtiÄŸimiz, kutsal hale yükselmeliyiz. Böyle bir bilinç ‘Bu’ misyonunu yerine getirebilmek için gereklidir. Bizler, yarışma isteÄŸinden veya zafer kazanma ihtiyacından arınmış olarak evrenin merkezinde durmalıyız.
Evrenin üç katlı doÄŸasının farkında olmak; aynı anda fiziksel, astral ve ilahi sahalarda var olmak ve bununla beraber tek bir gerçeklik olduÄŸu, bilincini korumak; iÅŸte bu, en üst düzey Aikido antrenmanıdır! Antik çaÄŸlardan beri Japon ruhunu üç zenginlik temsil etmiÅŸtir: Ayna, kılıç ve boncuk taneleri. Bunlar hikmet, iyilikseverlik ve cesaret anlamında, bizim varlığımızın ve bilincimizin derinliÄŸi olan ‘Hara’mızdaki üç büyük hazinedir. Ve bilfiil yapılan antrenmanlarla gerçeklik kazanır. Tanrıların ilahi çağından baÅŸlayıp, tarih boyu uzanıp gelen bu yolun, izlediÄŸi çizgiye dikkat edersek, bizi kendi öz aydınlanmamıza ulaÅŸtıracaktır. Uyanış bizim kendi derinliklerimizden gelir. Aikido bize, bu derinliklere bakabilme ve nereden gidip, görevimizin ne olması gerektiÄŸini sorgulayabilme yeteneÄŸini kazandırır.
Eğer bu soruları doğru sorabilirsek, kesinlikle bir cevap bulabilmeliyiz. Kendimizi tanımakla sorumluyuz ve kendimizi tanımak, ilahi misyonumuzu yerine getirebilmemiz için vazgeçilmezdir. İnsanlık evrensel ruhu paylaşmaktır. Her bireyin evrensel ilahi planın yürütülmesinde vazgeçilmez bir rolü vardır. Aydınlık ve güzel dünya, ilahi uyumun (Harmoni) işleyişinin açıkça ortaya konulmasıdır. Ve bizler onun hayat armağanının alıcılarıyız. Kılıcın ruhsal önemi, onu kullanmaktan sakınmaktır. Kılıcın işareti altında, barış içinde çalışmalıyız. Kendi kendimizi arındırmalıyız. Karanlığı ruhlarımızdan kovmalıyız.
Hayatımızı zevk ve özel iltimaslar, lütuflar içinde harcayamayız. Kendimizi öfkeden, hasetten, çekememezlikten ve kıskançlıktan arındırmalıyız. Hayatın meydan okumalarından ürküp geri çekilmemeliyiz. Bilinçaltımızdaki bu ÅŸeytanların, yaÅŸamımızdaki eylemlerimizin penceresine yansımalarına, izin vermemeliyiz. Kalplerimizdeki cesaretle, muhakeme kılıcını alıp uyumlu bir cemiyet yaratmalıyız. Bu insanoÄŸlunun atası olan ‘İzanagi’ kılıcının misyonudur. Bu Efsane (Mit) bize ‘Bu’nun sırrı hakkında bir ders öğretir. Benim yaptığım Aikido yapıcı bir yoldur. DoÄŸru insanlar yaratmak içindir. O insanları fırlatmakla ilgilenmez. Kendini hoÅŸ görmekle bir alış veriÅŸi yoktur. Öldürmek amacı için deÄŸildir. O aklın, bedenin ve ruhun birleÅŸtirilmesinin yoludur. Tüm aikido çalışanlar, bu gerçekleri aklın ve kalbin bütün ciddiyetiyle düşünüp benimsemelidirler.
Yukarıdaki yazı Mitsugi Saotome Shihan‘ın anlatımından alıntı yapılmıştır.


