Düşmanınız Kendinizsiniz
Aikido’ya ya da baÅŸka bir Japon savaÅŸ sanatına baÅŸladığınızda sizi iki ananevi âdet bekler. Bunlardan biri “rei” dir ki bu, oturan ya da ayakta duran birine eÄŸilerek selam vermektir. OturduÄŸunuz yerdeyken iki elinizin avuçlarını önünüzde yere koyar, derinlemesine öne eÄŸilirsiniz. Ayaktayken ise belden öne eÄŸilirsiniz. Grup halindeyken ise çalışmaya baÅŸlamadan önce ve çalışma sonunda, fert olarak partnerinize teÅŸekkür veya selamlama amacıyla, eÄŸilerek selam veriyoruz. Dojoya giriÅŸ çıkışta da eÄŸilerek selam verilir. Taijutsu (silahsız tekniklerde oturarak selam vermeyi, bokken (kılıç) veya jo (sopa) ile çalışırken de ayakta selam vermeyi kullanırız. DiÄŸer âdet ise “seiza”dır. Ayaklarınızın üstüne oturup diz çökersiniz. Bu oturuÅŸ tarzına seiza diyoruz. Seiza sadece yeni baÅŸlayanlar için deÄŸil pek çok ilerlemiÅŸ öğrenci için dahi oldukça rahatsız bir oturma tarzıdır. Ben sınıflarımda siyah kuÅŸak harici öğrencilerime bunu zorunlu tutmuyorum. Bu oturuÅŸ tarzı ile ayak bilekleri ve dizlerin esnetilmesi, dizden aÅŸağı bölgede uygun kan dolaşımı hedeflenir. Bu yönden eÄŸitimin bir parçasıdır ama zorunlu bir hareket deÄŸildir.
Yeni baÅŸlayan öğrenci sorar “seiza oturmanın sebebi nedir?” diye ve hoca genellikle “bu iÅŸin yöntemi budur da ondan” diye yanıtlar ve öğrenciyi böyle bir ÅŸey sordu diye sanki onu cezalandırmak için uzun süre seiza oturtur. “Bu böyle yapılır” cevap deÄŸildir. Zaten uzun süre bu ÅŸekilde oturursanız bacaklarınız uyuÅŸur ve ayaÄŸa kalkıp doÄŸru dürüst çalışmaya katılamazsınız. Ben sınıflarımda herkesin konforlu bir ÅŸekilde oturmasını isterim. Böylece akılları uyuÅŸan ayaklarıyla deÄŸil benimle olur ve ne anlattığımı daha iyi anlarlar, derse daha iyi konsantre olurlar. Seizayı zorunlu tuttuÄŸum ÅŸartlar da var. Kısa süreli açılış ve kapanış seremonisi, öğrencinin mindere giriÅŸi ve minderden ayrılışı sırasında seiza oturmasını istiyorum.
Seiza oturmanın tarihçesi enteresandır. Ev sahibi bir ya da birkaç misafir ile çevrili olduÄŸunda güvenlik açısından bunların seiza oturmasını tercih eder, çünkü böyle oturan birinin saldırıya geçmesi biraz zor olur ve zaman alır. Asıl olarak bu pozisyonda oturmak güç sahibi kiÅŸilerce çevresindeki insanlara ÅŸart koÅŸulmuÅŸ ve uygulatılmıştır. Gerçi ilk önce karşılıklı güvensizliÄŸe dayanmaktaysa da daha son¬raları bir tür reverans ve güven telkini anlamına gelmiÅŸtir. Batıdaki saÄŸ el sıkışma ya da el sallama gibidir. Silah tutan elinizin boÅŸ olduÄŸunu ya da onu, elinizi, karşı tarafa teslim eder dostluÄŸunuzu ifade edersiniz. Seiza oturan biri de barışçıl niyetini ifade etmektedir. İşte bu yüzden seiza oturmayı zorlamıyor, ÅŸart koÅŸmuyorum. Çünkü seiza, bir barış ve saygı gösterisi ve bir gelenektir. Karşılıklı seiza durumunda oturan iki kiÅŸi birbirine gönüllü olarak saygı göstermektedir. Bir keresinde dersimi izlemeye baÅŸka bir Aikido dojosundan üç öğrenci geldi ve minderde seiza pozisyonunda oturdular, güzel bir disiplinli davranış ÖrneÄŸiydi, hoÅŸuma gitti. Aradan bir süre geçti oturuÅŸlarını bozmadılar ama rahatsız olduklarını anlayabiliyordum. Öğrencilerimden birini yollayıp istedikleri gibi rahatça oturabilecekleri mesajını yolladım. Yine bir deÄŸiÅŸiklik olmadı. Bir süre sonra bir daha aynı mesajı yolladım ve yine aynı ÅŸey oldu. Sonra bir daha bir ÅŸey demedim. Dersin sonuna kadar kıvranarak öyle oturdular ve kalktıklarında da yürüyecek halde deÄŸildiler. Sonra çıkıp giderken hepsi birer dolar “izleme ücreti” bırakıp gittiler. Hiç böyle bir ÅŸey görmemiÅŸtim. Ne biçim bir ahlakî anlayıştır bu? Anladım ki hocaları pratiklikten ziyade stile, kitabın içeriÄŸinden çok kabına önem veren biri. Seizayı diz ve ayak bilekleriniz için bir egzersiz olarak düşünün ve bu ruh haliyle yapın. Her seferinde daha uzun oturabildiÄŸinizi ve bir süre sonra bir sıkıntı duymayacağınızı göreceksiniz. Ben bunu yapamam, olmuyor gibi düşüncelerle bırakırsanız hiç yapamazsınız ve bu yaklaşımla zaten Aikido da Öğrenemezsiniz. Bunu kendiniz için yapacaksınız, hocanıza “yaÄŸcılık” yapmak için deÄŸil.
Kendinizin üstesinden gelmek, kendinizle baÅŸa çıkmak bazen kendini kandırmakla mümkün olur. Çalışma sırasında bazen “buraya kadar, artık daha fazla yapamam, daha ileri gidemem, daha iyisini yapamam” gibi düşünebilirsin iz. Bu noktada “hayır yapabilirim” diye düşünmeye baÅŸlayın. Kendine karşı böyle bir yalanla kendinizi daha ileri götürebilirsiniz. Biraz gayret etmeniz gerekiyor. ÖrneÄŸin ukemi (düşme-yuvarlanma) egzersizini elli kez yapmak pek çok kiÅŸi için oldukça zordur. Ama kendinizi daha fazla yapabileceÄŸinize inandırır-sanız yapabileceÄŸinizi görürsünüz. Kandırma ve yalan söylemenin pozitif tarafları da vardır gördüğünüz gibi. Günlük hayat uzlaÅŸma yoluyla doludur. Bu da bir nevi insanın kendine yalan söyleme yoludur aslında. EÄŸer herkes istediÄŸi gibi yaşıyor olsaydı, bir kargaÅŸa ortamı oluÅŸurdu. İnsana duyduÄŸumuz saygı, kendi özel isteklerimizden de ödün vermemizi, kurallara uymamızı, görgü kurallarına dikkat etmemizi saÄŸlar. ÇoÄŸu zaman saygı kuralları gerçekten istediÄŸimiz ÅŸeyi bize vermez. Her ne kadar toplumsal kuralların sebeplerini anlayabilsek de, diÄŸerleriyle birlikte yaÅŸaya bilmek için kandırmamız gereken bir yanımız vardır.
Çok soÄŸuk bir kış günü, öğrencilerimle beraber üstümüzde sadece Aikido kıyafetleriyle dojonun yakınındaki bir parkta karda koÅŸu yapmaya çıktık. Hava -15°C civarındaydı. Bir an için dahi hareketsiz durmak mümkün deÄŸildi. Aklım bana “Bunu yapmak istemiyorum, derhal dönelim” diyordu ama diÄŸer yönden de bilincim “Siz çıkarsanız ben de sizlere katılırım demiÅŸtim. Kalsam iyi olur” diyordu Kendinle bocalamak böyledir… Bir kısmınız “yapma, yapamazsın”der, diÄŸer kısmınız “yaparsın, tamamdır”der. İşte eÄŸitimin, antrenmanın doÄŸası budur. “Birazcık daha”, “biraz daha iyisi”, “biraz daha güzeli”. İşte böyle böyle, ileri öğrenciler seiza pozisyonunda uzun süreler rahatça oturabiliyor. “Azıcık daha” çok önemli bir davranış ve düşünce biçimidir. O olmadan geliÅŸme olmaz. EÄŸer “benden bu kadar”, “ben bittim”, “daha iyisini yapamam” derseniz bir daha o noktayı hiçbir zaman geçemez, orada kalırsınız.
Aikido’da turnuva olmadığı gibi herhangi bir yarışma, maç vs. de söz konusu deÄŸildir. Bir karşılaÅŸmada durum son derece kısıtlıdır. Bir yarışma minderi ve iki müsabık karşı karşıya gelir. Kazanan diÄŸerini dövmüştür ve minderin etrafında sevinç içindedir ama yarın onları kim hatırlar ki?
Sizin en zorlu rakibiniz aynı zamanda en iyi dostunuz, her gün aynada gördüğünüz şahıs, yani kendinizsiniz.
Aikido’da biz çok daha geniÅŸ bir muharebe alanı görüyoruz ve bir yarışmanın ruh hali içinde olmak istemiyoruz. Hatta düşmanı kendi içimizde buluyor, hayatı içimizdeki sürekli bir savaÅŸ kabul ediyoruz. Kendimizle düşman ya da dost olma duygusuyla beraber yaÅŸamak kolay deÄŸildir. Kendimiz, kontrol etmeye cesaret edebile¬ceÄŸimiz en zor partnerdir. Kendinizi kontrol edemezken baÅŸka birini nasıl kontrol edebilirsiniz ki? Aikido baÅŸkalarına karşı ÅŸiddet uygulama öğretisi deÄŸildir. Bunun çok üstünde hedefleri vardır çünkü Aikidocunun dışarda düşman aramasına gerek yoktur, zaten kendi içinde sürekli mücadele halindedir. EÄŸitim, sürekli kendinizle bir soru-cevap çalışmasıdır. Dojoya. Selam vererek bir alçak gönüllülük ile baÅŸlar, partnerinizi selamlayarak bu alçak gönüllülük sürdürülür. İşte bu nedenlerle Aikido’da turnuva söz konusu deÄŸildir. Bir defasında bir zen rahibi bana ÅŸunu söylemiÅŸti: “Nehire minik bir taÅŸ atsan bile taÅŸ suyun dibine gider, oysaki uygun bir tekne ile kocaman kayaları karşıdan karşıya geçirebilirsin.” Evet, taÅŸ suda batar ama biz bu gerçeÄŸin etrafından bir tekne kullanarak dolanabiliyoruz. Aynı ÅŸey bizler için de geçerli. Biz sadece insanız, tanrı deÄŸil… Fakat dışımızdaki güç ve enerjiyi kullanarak pek çok ÅŸeyi baÅŸarabiliyoruz “ki” , bu taşı karşıya geçiren tekne gibi iÅŸ görüyor. Kendini tanımak, kendini eÄŸitmek, kendini geliÅŸtirmek çok önemlidir. BaÅŸkalarından güçlü ya da daha iyi olmanız gerekmez kendinizle baÅŸ edebiliyor olmanız kendinizi kontrol edebiliyor olmanızdır önemli olan. Böylece kibirli biri olup çıkmayacaksınız. Seiza ve rei ile alçak gönüllü, saygılı olmayı öğreneceksiniz İşte bu Aikido eÄŸitimidir, zihin eÄŸitimidir…
Yukarıda ki yazı Gaku Homma sensei’in YaÅŸam için Aikido adlı kitabından alınmıştır.

















