Yüzyılların Getirdiği Tecrübe
Açıkçası aikidoya aikido olduÄŸu için deÄŸil üniversiteye ilk girdiÄŸim sene hayatımdaki spor eksikliÄŸini giderme amacıyla baÅŸlamıştım. Daha sonraları aikido denilen kavramın bir spordan çok öte, bir tür savaÅŸ yöntemi (hatta bazılarının deÄŸimiyle savaÅŸ sanatı) olduÄŸunu keÅŸfettim. Dışarıdan bakınca oldukça sert, hatta vahsi görülen bu sporun aslında derin bir felsefe barındırdığını ve savası bitirmenin en iyi yolunun onu hiç baÅŸlatmamak olduÄŸu fikrini yaymaya çalıştığını gördüm. Bu nokta da aikidoyu benzeri birçok spor dalından keskin bir ÅŸekilde ayırmaktadır. Özellikle batı kökenli dövüş sanatlarına baktığımızda, bunların bir felsefe çerçevesinde deÄŸil sadece rakibi yok etmek ve yenisine hazır olmaktan ibaret olduÄŸunu görürüz. Ancak aikido, bize aktarıldığı ÅŸekliyle, rakiple rakip olmamayı, olunsa bile onu yok etmekten ziyade etkisiz hale getirmeyi hedefler. Tabii ki bu aikidonun yumuÅŸak olduÄŸu anlamına gelmez, aksine en basit görülen teknik bile çok ciddi sakatlıklara yok açabilmektedir. Teknik dışarıda yapıldığı sırada kiÅŸi rakibe karsı nefretle dolu olmak yerine sakin, dengeli bir ruh hali içinde olursa bu hem rakip hem de kendisi için faydalı olacaktır, çünkü anlık sinirler kiÅŸinin vicdanında tamir edilemeyecek yaralar açabilir. Devamı için »

