O’sensei İle Çalışmak

O'sensei Morihei Ueshiba ve Terry Dobson“Aikido’ya deniz piyadelerinde Judo ve Karate çalıştıktan sonra başlamıştım. Savaş sanatlarını kuvvet ve sürat temelleri üzerinde algılıyordum. O’Sensei’nin yaptıklarına ilk başta büyük bir şüphecilikle yaklaşmaktaydım. Fakat bir noktada duran O’Sensei’ye saldırdığımda aniden onu başka bir tarafta bulduğumu gördüm. O’Sensei’nin Aikido dojosunda görüp hissettiklerime inanamıyordum. Ama hiçbir zaman doğrudan meydan okumadım O’Sensei’ye.
O’Sensei o akıl almaz gösterisinde tek elinde yana açarak tuttuğu bokken’i (tahta kılıç) öğrencilerine yandan ittirirdi. Gerçek dışı gözükürdü. Bu gösteriden giderek daha çok kuşku duymaya başlamıştım. Çünkü O’Sensei daima benim haricimdeki öğrencileri çağırıyordu bokken’i itmek için. Giderek hepsinin O’Sensei’nin izleyicilerin gözünü boyamak için sergilediği bir üçkâğıdın parçası olduğunu düşünmeye başlamıştım. Bir gün benimde parçası olduğum başka bir gösteri yapıyorduk. Bundan bokken’li gösteriye geçildiğinde çağrılmadığım halde bende diğer öğrencilerle beraber koştum, üç öğrenci zaten O’Sensei’nin tuttuğu bokken’i itmekteydi. Bokken’e değdiğimde azda olsa bir miktar eğileceğine kesinlikle emindim. Tüm gücümle bokken’e abanmama karşı en ufak bir kımıldama dahi olmadı. Duvara yüklensem daha çok hareket ederdi. Masif bir çelik kütlesine çarpma hissi gibiydi. O’Sensei’nin bunu nasıl yaptığını asla bilemeyeceğim. O hissi bugün bile hatırlıyorum hayatımdaki en büyük sürprizlerden biri. Bildiğim sadece şu ki, bir insan olarak hayatımdaki bütün deneyimim, bu olayı açıklayabilmekte acizdir.” (TERRY DOBSON)

“Bir keresinde Osaka’da bir öğrenci antrenman sırasında can vermişti. Bu hiç duyulmamış bir şeydi, ama anlaşılan o ki öğrenci yüksek bir yerden düşüş yaparken boyun üzeri düşmüştü. O’Sensei’nin bildiği, hatta gördüğü biri bile değildi. Öğrencinin öldüğü dojo Japonya’nın öte tarafında, yüzlerce mil uzaklıktaydı. Ama O’Sensei çok çok üzgündü. Çok üzgün. Sorumluluk hissetmişti. O gün orada eğitim veren kişi büyük ihtimalle O’Sensei tarafından eğitilmiş biri bile değildi. Fakat O’Sensei her Aikido minderinde olan biten her şeyin sorumluluğunu taşırdı. Dünyada var olmak hakkında hepimizin hayal edebileceğinin çok ötesinde bir idrakti bu.”



“Öğrencilerin Aikido çalışmalarında yetkin seviyeye geldiklerinde ders vermeye başlayabilirlerdi. Bazıları üniversite Aikido klüpleri kurmuşlardı. Böyle gruplar için eğitmenler genelde gasshuku (öğrencilerin beraber yiyip, kalıp, çalışacakları üç dört günlük özel programlar) düzenlerlerdi. Bir keresinde Tomita adında bir öğretmen Iwama dojosunda böyle bir gasshuku düzenlemişti. Geleneğe göre eğer başka bir öğretmenin dojosundaysanız, daha önceden belirli olmasına rağmen yinede çalışma öncesinde öğretmene gider dersi vermek üzere izin istersiniz. Öğretmen yataktan çıkamayacak kadar hasta bile olsa bu beklenirdi. Eğer O’Sensei’ninde orada bulunduğu bir sınıfa, özelliklede Iwama dojoda ders vermek üzereyseniz, O’Sensei’den müsade istemek için iki iyi sebebiniz vardı: Iwama dojosu sadece O’Sensei’nin inşa ettiği bir dojo olmakla kalmayıp, Aikido’nun kurucusuda oydu. Bu nedenle, eğer O’Sensei orada ise asla kendisinden müsade almadan Aikido öğretemezdiniz. Eğer o öğretmek istediyse, ders onundu.Tomita, O’Sensei’ye gasshuku’nun sabah dersini vermek isteyip istemediğini sordu. O’Sensei bu dersi vermediysede, öğrenciler sabah bir kaç saat antreman yaptılar, öğle yemeği yediler ve dojoyu temizlediler. Öğle sonrası dersinin vakti geldiğinde O’Sensei kestiriyordu. Tomita onu uykusundan uyandırıp izin istemektense, rahatsız etmemeye karar verdi. Hem bu sınıfta sadece kolejli çocuklar vardı ve O’Sensei lwama’da kolej çocuklarına öğretme amacıyla bulunmuyordu. Bu nedenle zavallı Tomita devam etti ve dersi başlattı. Sadece bir kaç atış sonrasında O’Sensei kalkmıştı ve gözlerinden ateş fışkırarak dojoya dalmıştı. Bende O’Sensei ile Tomita arasında kalmıştım: enerji o kadar yoğunduki tatami minderlerini kaldırıp altına giresim geldi. Bir tayfunun rotası üzerinde bulunmak gibi bir şeydi. O’Sensei kızgındı ve ben de tam Tomita’yla arasında bulunuyordum. O’Sensei reigi (nezaketin), kibar davranmanın, görgünün önemi ve Tomita’nın O’Sensei’den izin istememesinin nasıl bir kabalık ve kötü davranış örneği olduğu hakkında uzun uzadıya konuştu. O’Sensei daha da ileri giderek, Aikido minderi üzerinde bir gencin ölmesinin sebebinin birilerinin Aikido konusunda doğru tavrı takınmaması olduğunu söyledi. Muhtemelen Aikido sınıfında bir öğrencinin boynu üzeri düşüp ölmesinin ana sebebi, oradaki öğretmenin gerçek Aikido değilde daha çok bir döğüş tekniği öğretiyor olmasıydı. O’Sensei bana döndü ve ukemi rolü almamı istedi. Hayatımda hiç korkmadığını kadar korkmuştum. Bana bir keresinde bir boğa arenasındayken içeri boğanın salındığında hissettiğimi anımsattı. Eğer O’Sensei bu öfke ve gücün mertebesini yansıtmak isteseydi, ölmüşüm demekti. Ama beni her zamankinden daha yumuşakça fırlattı. Daha önceki tüm atışlarından daha da hafifti. Bir ara bana baktığında gözlerindeki ifade sanki “Aikido’nun hâkimi benim. Bu kendiminde hâkimiyim demektir” der gibiydi”. (ROBERT FRAGER)

Yukarıdaki yazılar Susan Perry tarafından yazılan “O’sensei’yi hatırlamak” adlı kitabından alınmıştır.

Bu yazı toplamda 413, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.


Etiketler: , ,



Yorum yok

Yorum Yapın

Yorum yapabilmeniz için kayıt olmanız veya giriş yapmanız gerekmektedir.