Aikido’da Uyum
Morihei Ueshiba dâhil pek çok insanın içinde değişik anlamlar kazanmış olan Aikido, daha işin başında olduğumdan dolayı bana ağırlıkla fiziksel anlamda hitap etmekte. Diğer savaş sanatlarında farklı olarak Aikido, daha az şiddet içeren , denge ve benim tam olarak beceremediğim sey olan uyumu baz alan, olası bir saldırı anında 5-6 saniye geçmeden son bulan teknikler içermekte. Yapılan teknikler daha çok burkma ve fırlatma hareketleriyle kendini etkili kılıyor.
Özellikle derse katılmaya başladığım ilk günler garipsediğim bazı hareketlere daha yeni yeni alışmaya başladığımı fark ettim. Örneğin ısınma hareketlerinin bir parçası sayılan Kokyu-ho (nefes egzersizi olarak kullanılır) ya da Japonca karsılıgı ‘Düşünme!’ olan Mokuso (kendisi başlı başına bir teknik sayılıyor) zamanla alışılacak teknikler olup ve antrenmanların temel hareketlerinden bazıları. Özellikle Mokuso beyindeki düşüncelerden arınıp kendini sadece çevrede olup bitene yoğunlaştırmanın bir yolu olarak kullanılıyor. Derslerde gözlemlediğim kadarıyla kafam dolu olduğu zamanlarda teknikleri yanlış yapma veya sakatlanma riskiyle (belki de sadece sakatlanmayla) karşı karşıya kaldığımı fark ettim.
Aikido’nun üzerinde durduğu bir diğer unsur ise disiplin. Bir tekniğin refleks halini alıp etkin bir biçimde kullanılması için en az 1500 tekrarı gerekiyormuş. Aikido’da beynin her iki tarafını da eşit şekilde kullanmak gerektiğinden bu sayı 3000’e çıkıyor. Ayrıca bunun da yeterli olmadıgı, öğrenilen her şeyde olduğu gibi zaman zaman tekrar edilmesi gerekiyor. Pek çok Japon kültür öğesinde görülen zıtlıklar Aikido’da da bulunuyor. Derslerde dizilişten ayağa kalkış sırasına kadar hiyerarşi söz konusu. Fakat aynı zamanda bütün ukelerin birbirine eşit ve saygılı davranması gerekiyor. Bunun yanında teknikler yapılırken ukenin baskı hissetmeden pes etmemesi, fakat gereksiz yere de mücadele etmemesi gerekiyor. Bu da ancak her iki tarafın da tekniğin tam olarak nereye ve ne şiddette uygulandığında baskı yaratacağını bilmesiyle oluyor. Böylece uke ve tori hem acıya biraz daha alışkanlık kazanıyor hem de tekniği öğrenmiş oluyor. Tabi bütün bunları yaparken konsantrasyonunuzu tamamen yapılan tekniğe yoğunlaştırmanız gerekiyor; yoksa benim gibi birkaç kez gereksiz yere geçici sakatlanmalar
yaşayabilirsiniz.
Anlattığım gibi Aikido şu anda bana genel olarak fiziksel açıdan hitap ediyor. içindeki felsefeyi anlamak için daha çok yolum olduğunu ve su anki düşüncelerimin zaman geçtikçe aynı kalmayacağını Ueshiba’nın “Ne zaman hareket etsem o Aikido’dur.” sözü destekliyor. Şu anda öğrendiğim tekniklerin daha emekleme devrelerinde olduğunun bilinciyle gidebildiğim yere kadar girmeyi düşünüyorum. Umarım bir gün manevi olarak da Aikido’dan yararlanabilirim.
Yukarıdaki yazı Işıhan Paşaoğlu tarafından yazılmıştır.


















